Türbanlı karım Asiye ile yeni bir
zevk keşfetmiştik. Sahile akşam
karanlığında arabayla gidiyor ve arabayı denize dikine park
edilen yerde park ederek manzarayı seyrediyorduk. Ve duvar dibindeki
çaycı da bize çay getiriyordu. Orada herkes kendi âlemindeydi. Arabalarda
resmen sevişiyorlardı. Karım Asiye ise başörtülü ve
mantoluydu.
Asiyeye, “Kız görüyorsun, millet kimseye aldırmadan sikişiyor,
biz uslu uslu manzara seyrediyoruz!” deyince, karım da, “İstiyorsan
biz de sevişelim canım!” dedi. Ben de, “Yok biz farklı
olmalıyız!” dedim. “Nasıl?” dedi. “Sen de mantonun içinde
dekolte ol bakalım, çaycı fark edecek mi?” dedim. “Nasıl yaa?”
dedi. “Nasılı var mı? Çaycıyı sevindir, garibim
akşam karanlığında deli oluyordur,
ondan birşeyler saklama!” dedim. O da, “Tamam, birdahaki gelişe ona
göre giyineceğim! Ama şimdilik bir avans verebilirim!” dedi.
“Nasıl?” dedim. “Sen dışarı çık, sonra çaycı
buradayken gel!” dedi. Arabadan çıktım, tuvalete gittim. 5 dakika
sonra geldim. Geldiğimde çaycı karımın oturduğu koltuğun camından içeri bakıp karımla konuşuyordu.
Ben şoför kapısını açıp içeri giriyordum ki,
çaycı gitmek istedi. Karım çaycıya, “Dur bir dakika, bana bir
şeker daha getir, birde kağıt mendil getir!” dedi. O arada ben
karımın mantosunun önünün tamamen açık olduğunu ve
gömleğinin üst düğmelerinin açık olduğundan iri memelerinin
üst kısımlarının meydanda olduğunu gördüm. Bayıldım
zevkten. Karım eteğini de beline sıyırmış, nefis
bembeyaz bacakları sonuna kadar açıktaydı, nerdeyse külotu
gözükecekti. Çaycı gidince, karım bana, “Nasıl
başlangıç?” dedi. “Harikasın karıcığım!”
dedim. “Daha açayım mı?” dedi. “Sonuna kadar hem de!” dedim.
Memesinin birini çıkardı, bana, “Em şunu!” dedi. Ben emerken çaycı geliyordu. Karım, “Aldırma,
devam et!” dedi. Çaycı yanımıza geldi, ben istifimi bozmadan
karımın memesini emmeye devam ettim. Karım çaycıya sexy bir
şekilde, “Teşekkürler canıımmm!” dedi. Çaycı
vereceğini verip gitti, ama gözü arkadaydı.
Ertesi günü arabayı aynı yere park ettiğimizde karım daha
bir rahattı. Beni yine bir ara dışarı gönderdi. Tekrar
geldiğimde yine çaycı karımın başucundaydı.
Karımın mantosu açıktı ve içinde bir şey yoktu,
çırılçıplaktı. Ben arabaya binerken önünü bile
kapatmadı. Çaycı resmen karımın amını
görüyordu. Çaycı çay boşunu alırken, karım örtünmedi bile,
memeleri açıkta, amı açıktaydı,
sadece mantosu kenarlarını kapatıyordu. Çaycının siki
pantolonunda dimdik olmuştu. Karım çaycıya, “Hayatım taze
Salep var mı?” dedi. O da yutkunarak, “Hayır efendim,
yok.” dedi. Karım da, “Canım taze salep istedi, ne olur bul!” dedi.
Çaycı, “Nerden bulayım abla?” derken, ben arabadan
dışarı çıktım, elim arabanın tavanında,
çaycıya, ‘Geçir geçir!’ işareti yaptım. Çaycı kafayı
yiyecekti. Ben denize doğru giderken, çaycı
koşa koşa yanıma geldi, “Abi yenge ille de Salep bul diyor,
nerden bulayım?” dedi. Ben de, “Ne yengesi oğlum yaa, o karı bir
orospu! Kaşınıyor işte, anlasana! O başka Salep
istiyor, sen anlamadın meseleyi!” dedim. “Yok yaa! Abi müsade
var mı?” dedi. “Tabii oğlum, veren amı
sikerler daima!” dedim. Çaycı, “Sağol abi!” dedi.
Çaycıyla birlikte arabaya
geri döndüğümüzde, çaycı karıma, “Abla,
istediğin Salep çay tezgahının arkasında var,
dışarıya vermiyoruz, gelirsen içiririm!” dedi. Karım da
gülerek, “Taze mi?” dedi. Çaycı, “Evet, taze abla!” dedi. Karım da,
“Peki ya şoförümle ne konuştunuz?” dedi. Çaycı da, “Hele bir gel
anlarsın!” dedi. Karım önünü düğmelemeden mantosunu kapatarak ve
belinden eliyle tutarak, çaycının dediği yere gitti. Ben 15-20
dakika denize seyrettim, gazete okudum. Karım geri geldiğinde gayet
mutluydu, arbaya bindi ve “Hadi gidelim!” dedi. Ben heyecanla, “Ne oldu
aşkım? Anlat!” dedim. “Yoo anlatmam! Yarın da getirirsen, ancak dönüşte
anlatırım!” dedi. “İyi, peki!” dedim, arabayı
çalıştırdım, eve gittik. Eve girince heyecanla karıma
saldırdım, baktım memeleri morarmıştı, “İyi
morartmış çaycı!” dedim. “Evet, iyi morarttılar
canım!” dedi. “Anlamadım, çaycıdan başkası da mı
vardı?” dedim. “Evet, ocakcı da geldi!” dedi. Ben daha da
heycanlanmış ve zevke gelmiştim.
Karımın amını öpmeye
başladım, “İyi bari amcığın morarmamış!” dedim. “Amımı
morartmaya fırsat bulamadılar ki, çok çabuk
hallettiler!” dedi. Karımı zevkle ve heyecanla bir güzel siktim,
sonra uyuduk.
Ertesi gün evden
çıktım, İbo diye bir arkadaşım vardı, İbo
ile birlikte sahile giderek, o çaycının yanına uğradık.
Çaycı beni görünce, “Ooo hoş geldin abi, buyur, emrin nedir?” diye
sordu. Ben de, “Maksat muhabbet olsun! Dünkü Salep hikayesini arkadaşa
anlattım, ama devamını bilmediğim için, orospuya da
soramadım ve sana geldim! Nasıl, zilliye Salep içirdin mi?” dedim.
Çaycı gülerek, “Abi onu burada çay tezgahının arkasına
almışım, hazır sota yer, hiç onu sadece Saleple
bırakırmıyım?” dedi. Ben de, “Ooo helal
olsun koçuma bee! Başka neler yaptınız peki?” dedim. Çaycı
da şöyle bir gururla kasılarak, “Abi, orospunun zaten mantosunun
içinde hiçbir şey yoktu, mantoyu arkadan yukarı kaldırdım,
ellerini tezgaha dayandırıp, köpek duruşuna getirip, arkadan
dibine kadar geçirdim. O arada bizim ocakçı
geldi, o da nasibini aldı!” dedi. “Nasıl nasibini aldı?” dedim.
“O da hazır domalmış ve Salep bekleyen bir karıyı
görür de hiç sikmeden bırakır mı? Ben siktikten sonra o da kaydı karıya!” dedi.
“Wouww, desene
şanslıymışsınız, bir karıyı iki kişi halletmişsiniz!” dedim. Çaycı, “Hee ya!
Abi o orospuyu yine getirecen mi bee?” diye yalvaran gözlerle sordu. “Ne o
hoşuna gitti galiba, ille de getireyim mi yani?” dedim. “Getir abi, getir!
Burada hem biz işimizi görürüz, hem extradan iş de çıkar ona!”
dedi. Ben şaşırarak, “Nasıl yani extra iş?” dedim.
Çaycı da anlattı, “Abi öyle güzel bir orospu, hem de nasılsa çok
az kullanılmış bir kadın, iyi para eder! Millet o orospuyu parayla
sikmek için sıraya girer valla!” dedi. Ben de, “Ozaman senle şöyle
bir anlaşma yapalım, burada akşamları onu sana vereyim,
kazandığı parayı üçe bölelim, sen ben ve o
paylaşırız!” dedim. Çaycı hemen, “Olur tabi! Bu akşam getir orospuyu abi!” dedi. Ordan ayrılınca, İbo
da bana, “Yaa Ahmet, çaycının anlattığı kadar güzel
orospuyu nerden düşürdün?” dedi. Ben de, “Kısmet oğlum! Eee nede
olsa yakışıklıyız, orospu
düşürdük mü affetmeyiz!” dedim. İbo da,
“Ulan akşama ben de gelecem o orospuyu sikmeye!” dedi. “Geeell!” dedim...
31 Ocak 2013 Perşembe
Türbanlı karımı orospu yaptım
Gönderen Can Candar zaman: 14:14 6 yorum
Etiketler: türbanlı seks hikayeleri
Türbanlı kaynanam fena sikişti
Selam ben
Hasan. Sizlerle bir anımı ve halen yaşadığım
olayı paylaşacağım. Sene 1999, Mamara Üniverstesi
Eczacılık bölümünü okumak için İstanbulda idim. Ailemin maddi
durumu iyi olduğu için bana İstanbuldan bir ev aldılar ve “Yurt
köşelerinde rezillik çekme, okul bitince de evi ister satarsın, ister
kiraya verirsin!” dediler. Okulda İzmitli bir kızarkadaşım
oldu. Kız arkadaşımın ismi Sibel ve ailesinin maddi durumu iyi değildi,
babası hasta yatalaktı, annesi de
günlüğe gidip Sibeli okutmaya çalışıyordu. Sibel de okuldan
3 kız arkadaşıyla birlikte ev tutmuşlardı.
Birgün okula geldiğimde
Sibeli ağlarken gördüm, “Hayırdır Sibel?” dedim.
Babasının öldüğü haberini aldığını,
İzmite gitmesi gerektiğini, fakat yol harçlığının
olmadığını söyledi. Sibeli çok severdim, o da bana ilgi
duyardı. “Yol parasını düşünme, hadi beraber gidelim!”
dedim ve arabama atlayarak, tuttuk İzmitin yolunu. Eve geldik
babasının cenazesi Sibeli bekliyordu. Cenezeyi kaldırdık ve
2 gün orada kalmaya karar verdik. Sibelin annesiyle, yani ilerde kaynanam
olacak kadınla da orada tanıştık. Eve başsağlığına
gelen giden derken, 1 hafta okulu astık ve orda kaldık. Bu arada
müstakbel kaynanam 37 yaşında, türbanlı ama alımlı ve
sexi bir bayandı. Devamlı ağlıyordu. Sibelle teselli
etsekte, nafile susmuyordu, “Yalnız kaldım, ne yapacam buralarda!”
deyip ağlıyordu. Sibel tek çocukları olduğu için çok
düşünüyordu. Ben Sibele, “İstersen anneni de İstanbula alalım.” deyince, “Ben burada kirayı veremiyorum,
orada ne yapacağım?” dedi ve benim bilmediğim hususların
olduğunu söyleyip, onun için bu işe karışmamamı istedi.
Neyse, Sibelle İstanbula döndük. Okuldu, dersti falan derken, bir akşam
kapım çalındı. Açtım ki, Sibel elinde valizi kapıda
ağlıyor. “Ne oldu?” dedim. “Kirayı veremediğim için arkadaşlar
beni evden kovdular, tek sevdiğim sensin, elime geçtiği kadarıyla
kirana yardım etsem beni yanına alırmısın?” dedi. “Bana
kira vermene gerek yok Sibel, bu ev benim, rahatça okulun bitene kadar
kalabilirsin, senden mutfak masrafı da istemiyorum. Bir kadın evine
ne yapıyorsa sen de yap, yeter!” dedim ve yan odayı verdim. Sabah
kalktım, Sibel müthiş bir kahvaltı hazırlamış.
Yedik içtik okula gittik. Artık hergün birlikte eve geliyor, birlikte
okula gidiyorduk, ama evde ayrı odalarda yatıyorduk, aramızda cinsellik seks yoktu.
Günler böyle geçerken, Sibel bir
akşam benimle konuşmak istediğini
söyleyerek, annesinin evde yalnız başına korktuğunu
anlattı. Ben de, “Hallederiz...” dedim geçiştirdim. Akşam yemeğinden sonra erken yatmıştım. Nekadar
uyuduğumu hatırlamıyorum, sikimde bir el hissettim ve
uyandım. Sibel çırılçıplak soyunmuş, yatağıma
girmiş, elini küloduma sokmuş sikimle oynuyordu. “Dur,
neyapıyorsun?” dedim, ama nafile. Sibel ben
yattıktan sonra, evde misafirlere ikram etmek için bulundurduğum
yarım şişe Viskiyi içmiş, körkütük sarhoştu. O anda
benim durumumda hangi erkek olsa siki kalkardı. Sibel koca götlü, iri
memeli ve 1.60 boylarında bir afetti. Ben de artık
dayanamayıp dudağından yapıştım, deliler gibi
öpüşüyor, sevişiyorduk. Yarağımı ağzına
alıp yaladıktan sonra, “Boz beni, senin kadının olmak
istiyorum! Sik beni, karın yap beni!” deyince, altıma aldım
bunu, birden amına kökledim ve Sibeli bozdum. Ateşli
bir 15-20 dakika sikişmeden sonra da Sibelin içine boşaldım...
Kalktık duş alıp
geldik, tekrar yatağa girdik. Ve Sibel yarağımla tekrar oynamaya
ve yalamaya başladı. Yarrağım zaten
hiç inmiyor, devamlı dik kalıyordu. Sabaha kadar Sibele 7-8 posta bastım ve döllerimi içine akıttım.
Ertesi gün de ayık kafayla evlilik kararı aldık ve kimseye haber
vermeden, 2 hafta içerisinde evlendik. Sibel artık resmen karım
olmuştu. Evlenmemizin üzerinden 1,5 yıl geçmişti, bir
çocuğumuz oldu, fakat fazla yaşamadı ve öldü. Bir çocuk daha yapmak
istiyorduk, ama doktorlar karımın hasta
olduğunu ve çocuk doğurmamasının gerektiğini
söylediler. Sibel Rahim kanserine yakalanmıştı ve okulu
bıramak zorunda kaldı. Durumu gittikçe kötüye giderken, artık
annesine durumu anlatıp, annesini yanımıza almaya karar verdik...
İzmite gittim, kaynanamın borçlarını ve birikmiş kiralarını ödedim,
İstanbula geldik. Kaynanam çok sevinmişti. Evde kaynanama bir oda
tahsis ettik. Bu arada karımın hastalığı hat safayı aşmıştı, cinsel
isteklerime karşılık veremiyor ve üzülüyordu. Ancak bazen kendini iyi
hissettiği zamanlarda sikimi yalayıp boşaltabiliyor, bazen de bana,
“Amıma alamadığım için özür dilerim erkeğim, seni dünyanın en tatlı
şeyinden mahrum ettim!” diyerek, onun yerine götünü sikmemi istiyordu...
Sibel birgün bana, “Ben fazla yaşamam, ben ölürsem anneme sahip çık,
gerekirse onla evlen, o benim öz annem değil!” deyince inanamadım, yalan
söylüyor sandım. Fakat kimliklerini kontrol edince gerçeği söylediğini
öğrendim. 2,5 ay sonra sibelim öldü. Ölünce kaynanamla yalnız kalmıştık.
Sibelin bana vasiyetini kaynanama anlattım. Kaynanam itiraz etmedi ve
evlendik. Kaynanamı ilk gece sabaha kadar siktim, ama doymak bilmiyordu
kadın. Sibel ateşli sikişirdi, ama kaynanam ondan daha ateşliydi, her
gece pilim bitene kadar siktiriyordu kendini bana. Yalan yok, kaynanam
türbanlı falandı, ama Sibelden daha iyi sikişiyordu, bilmediği sikiş
tekniği, pozisyon yoktu. Kaynanam 44 yaşında ilk çocuğumuza hamile
kaldı. Ve şuanda da 3 çocuğumuz var, birinin adı Sibel.
Gönderen Can Candar zaman: 14:14 7 yorum
Etiketler: türbanlı seks hikayeleri
Dayılarım koca yarraklarıyla sikti
Merhaba, ismim Ayça, 19 yaşında, hafif kiloluyum. Oldukça büyük
göğüslerim ve kalçam var. Çevremin tutucu olmasından dolayı
türbanlıyım. Daha önce birkaç öpüşmeden başka hiç deneyimim
olmadı. Benim, biri evli, 3 dayım var. En küçük dayım Emrah 31,
Hüseyin dayım 34, evli olan Selim dayım da 41 yaşında.
Herşey benim küçük dayıma tutkumla başladı, ona resmen
aşıktım. Ne zaman eve gelse, kendisinden gözümü alamazdım.
Dayım her gelişinde ona olan bakışlarımı
farketmiş olacak ki, o da bana yakın
davranmaya başladı. Bana arkadan sarılmaları,
şakalaşmaları benim de hoşuma gidiyordu...
Yaz tatili yakın
olduğundan, annemle babam ve abilerim Ayvalık’daki yazlığa
gitmişlerdi. Arabada yer olmadığından, annem bana, “Sen
Emrah dayınla kal, dayının işleri bitsin, beraber
gelirsiniz!” dedi. Emrah dayımla 2 gece beraber kalacaktık,
heycanlanmıştım. Akşam oldu Emrah
dayım eve gelmişti. Yemek yedikten sonra televizyonun
başında oturduk. Dayım gelirken yanında bira getirmiş
içiyordu, “Sen de içermisin?” dedi. Daha önce hiç içmediğimi söyledim, ama
ısrar etti, ben de kıramadım. Bir bira içtikten sonra,
ısrarla bir tane daha içirdi. Sarhoş olmuştum, ama içime de bir
rahatlama gelmişti, daha rahat hareket ediyordum. Dayım da iyice
yanıma sokulmuş, yine şakalar yapmaya, ufak ufak dokunmalara
başlamıştı. Derken beni dudağımdan öptü. Ben de
buna karşılık, “Seni seviyorum!” dedim. Bunu duyan dayım
dudaklarıma yumuldu. Adeta içimde fırtınalar kopuyordu, amım ıslanmaya başlamıştı,
dayımın elleri her yerimi okşuyordu...
Elleri göğüslerime
geldiğinde, “Ayça, senin bu büyük göğüslerine bitiyorum!” dedi ve
gömleğimin düğmelerini açmaya başladı. Nedense
karşı koyamıyordum ona. Gömleğimi çıkardıktan
sonra sütyenimi de çözüp göğüslerimi serbest bıraktı. “Ohhhh!
Ölürüm bunlara!” diyerek uçlarını yalıyor, emiyor,
ısırıyordu. Ben artık kendimde değildim,
kasılıyordum, orgazm üstüne orgazm oluyordum. Dayım
göğüslerimi bırakıp elini eşofmanımdan içeri, amıma sokmaya çalışınca, elini tuttum ve
“Yapma dayı, bakireyim daha!” dedim. Dayım kendisine güvenmemi,
kızlığıma dokunmayacağını söyleyince elini
bıraktım. Eli amıma geldiğinde
ıslaklığı farkeden dayım, gülümsedikten sonra,
eşofmanımla birlikte külodumu çıkardı. Dayımın
karşısında çırılçıplaktım. Dayım da
soyunmaya başladı. İlk defa canlı
yarrak görecektim ve çok heyecanlıydım. Dayım külodunu
indirdiğinde, uzun ve kalın, başı mantar gibi
yarağını görünce, “Şeyyy dayı... çok büyük bu!”
demişim. “Demek hoşuna gitti!” diyerek direk ağzıma
götürdü. Yalamam için bekliyordu. Başını yalamaya
başladım, başı ağzıma zor
sığıyordu. Sonra 69 pozisyonuna geçtik, o benim amımı yalarken, ben de onun
yarağını yalıyordum...
Sonra dayım beni dört ayak
pozisyonuna getirdi ve götümün daha hiç sikilmemiş deliğini yalamaya
başladı. Yalanmaktan ve dillenmekten gevşeyen götümün
deliğini öpüp, “Aşkım kızlığına
dokunmayacağıma söz verdim, ama seni götten sikmek istiyorum, tamam mı?”
dedi. Bunu ben de çok istiyordum, “Tamam dayı, fakat krem sür, çekmecede
var!” dedim. Uzanıp kremi aldı ve götümün deliğine iyice sürmeye başladı. Götümü parmaklarken,
artık ben olacakları merakla ve heyecanla
bekliyordum. Yarrağın başını dayayan dayımın
göt deliğimi zorlamaya başlamasıyla inanılmaz bir acıyla kendimi ileri doğru fırlattım,
“Çok acıyor dayı, yapmalayım!” dedim. Dayımın,
“İlk olduğu için biraz acıyacak, sonra
alacağın zevki düşün aşkım! demesiyle tekrar
domaldım. Yarrağının başını zorla götüme
sokan dayım, hiçbir şey demeden tamamını birden
sokmasıyla, dünya başıma yıkıldı sandım. O
nasıl bir acıydı öyle! Biraz içimde
bekleyen dayımın, sikini içimde hareket ettirmesiyle beraber, ben de
artık acının yanısıra zevk te
almaya başladım. Sabaha kadar beni 3 kez daha götten siken
dayım, yarrağın tadını almama sebep olmuştu...
Öğlene doğru uyandığımda götüm çok ağrıyordu.
Dayım sabah işe gitmişti. Kalktım, önce duş
aldım, sonra kahvaltımı yaptım. Kahvaltı yaparken
arayan dayım nasıl olduğumu sordu. “Götüm çok ağrıyor
dayı!” dedim. O ise, “Ağrıyacak bebeğim, akşama dahada
alıştırırız!” demesiyle, akşama da beni götten
sikeceği için sevinmiştim. Ama akşam olduğunda, Emrah dayım eve, Hüseyin
dayımla beraber geldiğinde, ne yalan soyleyeyim, biraz
bozulmuştum. Akşam yemeği yedikten
sonra, mutfakta Emrah dayıma, “Neden Hüseyin dayımı getirdin?”
diye sorduğumda, “O da yazlığa gelecekmiş, beraber
gidecekmişiz!” dedi. Birşey diyemedim, cevabımı
almıştım. Biraz bozularak içeri gidip, onların
yataklarını hazırladım ve odama gittim, sinirle yattım uyudum.
Gece geç saatte
kapımın açılmasıyla uyandım. Kafamı
kaldırıp baktım, Emrah dayımdı. Hemen soyunup
yanıma girerek, “Bu gece seni sikeceğimi söylemiştim!” demesiyle dudaklarımız birleşti. Biraz
öpüştükten sonra, “Hüseyin dayım içerde, yapmayalım dayı!”
dememe karşılık, “O top atsan duymaz, biz işimize devam
edelim!” diyerek yarrağı ağzıma vermişti. Biraz
yaladıktan sonra, dimdik yarrağın karşında hemen
domalmıştım. Busefer yanında getirdiği özel ‘Göt Sikme
Kremi’ ile götümü hazırlayan dayımın, götüme
yarrağını daldırmasıyla, zevkle acıyı
aynı anda hissetmiştim, ama busefer daha kolay
almıştım. Götüme pompalayan dayımın sert hareketleri
beni kıvama getirmiş, inlemeye başlamıştım.
Zevkli zevkli sikişirken Hüseyin dayımı unutmuştuk...
O anda seslerimize uyan Hüseyin
dayım, ne oluyor diye bakmak için odama birden girince toparlanamadık
bile. Hüseyin dayımın, “Kolay gelsin!” demesiyle
yarrağını ağzıma dayaması bir oldu.
Yaşadığım şokla ve içinde bulunduğum azgınlıkla
uzattığı yarrağını yalamaya
başlamıştım. Şimdi hem götümde, hem ağzgımda
yarrak vardı. Az sonra Hüseyin dayım, “Emrah çekil de, birazda biz
bakalım şu yeğenimizin tadına!” diyerek, Emrah dayım
çekilmiş, Hüseyin dayım arkamda yerini almıştı. Ve o
koca yarrağını birden köklemesiyle olan oldu, amıma
girmişti ve bekaretimi kayıp etmiştim! Acıyla
bağırarak, “Dayı ne yaptın sen???
Kızlığımı bozdun!!!” dememle, “Sen bakiremiydin yaa?!? Sizi amdan sikişiyorsunuz sandım!” dedi, öylece
amıma köklemiş halde kaldı. Şaşkınlığı geçince, “Yapacak
birşey yok, olan oldu!” diyerek amımı sikmeye başladı.
Hüseyin dayım boşaldıktan sonra, bir posta da Emrah dayım amımdan sikmişti...
Yatakta üçümüz oturmuş
dinlenirken, 2 dayımın da beni nezamandır
arzuladıklarını, hele kalçalarıma
bayıldıklarını söylemeleri hoşuma gitmişti.
Konuşmaları sırasında, Hüseyin dayım, “Şu
hayalini kurduğum götün tadına birde ben bakayım!” diyerek beni
domalmıştı bile. Kendimi orospu gibi hissediyordum, ama büyük
zevk alıyordum. Götüme giren Hüseyin dayım pompalarken, Emrah
dayım da ağzıma vermişti. Emrah dayım, “Hadi abi, tost
yapalım şu çıtırı!” deyince, Hüseyin dayım
götümden çıktı ve Emrah dayım beni üzerine aldı, alttan amıma geçirdi. Ben yarrağın üstünde
yavaş yavaş oturup kalkarken, tekrar götüme giren Hüseyin
dayımla, 2 deliğim de dolmuş, zevkin doruklarına
çıkmıştım. Orgazm üstüne orgazm oluyordum. Sabaha kadar
süren sikişimiz, hepimizin yorgunluk belirtisiyle son bulmuştu.
Sabah erkenden arabayla yola çıkmış, Ayvalık’taki
yazlığa doğru gidiyorduk. Yolda
siklerinin kalktığı yerde durup sikiyorlardı beni.
Artık iyice alışmıştım bu duruma, hoşuma da
gidiyordu böyle kullanılmak. Yazlığa
vardığımızda Selim dayım da ordaydı. Birkeresinde
yengemin gününde kulak misafiri olmuştum ve sohbetleri sırasında
Selim dayımın yarrağının büyüklüğüden
bahsedildiğini duymuştum. Selim dayımı da yazlıkta
görünce içimi merak kapladı, acaba onun yarrağı nasıl diye.
10 gün hepimiz yazlıktaydık. Emrah ve Hüseyin dayım beni
sıkıştırdıkları yerde elleyip okşuyorlardı,
ama sikemiyorlardı. Benim de canım yarak istemeye
başlamıstı. Ne yapsak ta sikişsek diye düşünürken,
aniden dedemin rahatsızlanması sonucu acilen köye giden babam ve
annem, biraz rahatlamamıza imkan vermişti. Artık 3 dayım ve
2 abimle yazlıkta 1 hafta beraberdik...
Benim dışımda
herkes denize giriyor, yüzüp eğleniyordu. Ben se herzamanki gibi abilerim
kızıyor diye mayo bile getirmemiştim,
pantolonumun paçasını toplayıp, dizlerime kadar giriyordum
denize. O gün kasabaya gidecek Selim dayım durumu
anlamıştı. Abilerimin yanında, “Yeğenim gel sen benle
kasabaya, sana da mayo alalım, rahat gir denize!”
diyerek arabaya bindirmişti. Kasabaya giderken yolda ben devamlı
dayımın şortunun önüne bakıyordum. Dayım fark
etmiş ve “Ne oldu yeğenim? Ne bakıyorsun öyle?” diye
sormuştu. Artık rahat olan ben, önüne
bakmaya devam ederek, “Hiiçç...!” diye gülmüştüm. Ve o andan itibaren
dayımın bana bakışları degişmişti. Kasabaya
vardık, bir mağazaya girdik, bana mayo bakmaya başladık.
Ben heryeri kapalı bir mayo seçip, kabinde giydim ve dayımı
çağırarak gösterdim. “Tamam o güzel oldu, onu alalım!
Dur birtane daha vereyim onu da dene!” diyerek, ordan bana bir bikini verdi.
Bikiniyi giydim, aynada baktığımda göğüslerim yerinden
fırlayacak gibiydi. Alt kısmından ise
nerdeyse amımın dudakları dışarı
çıkıyordu. Dayımı çağırarak nasıl
olduğunu sorduğumda, dayım felç geçirecek sandım, öyle
kalmıştı. “Çok güzel olmuşsun!” diyen dayım, her
ikisini de ödedi ve yola koyulduk...
Yolda dayımın
yarrağı sanki daha bir kabarık duruyordu, “Dayı yaa, o
bikiniye de aldık ama, ben abimlerin yanında bikiniyle denize rahat giremem,
şöyle ıssız bir yerde dursak ta,
bikiniyle girsem?” dedim. Teklifimi balıklama kabul eden dayım, sote
ve kimsenin olmadığı bir koy bulunca çekti arabayı oraya.
Dayım dışarda etrafı kolaçan ederken, ben arabada bikiniyi
giydim ve denize girdim. Sonra dayıma seslendim,
“Sen de gelsene!” diye. Dayım da, “Alımda mayom yok!” dedi. “Donla
girersin dayı, kimse yok nasılsa!” deyince, dayım şortunu
çıkarıp, donla yanıma geldi. Yarrağının nekadar
büyük olduğu beyaz donundan şimdi daha da belli oluyordu. Suya giren
dayımla şakalaşma ayağı ile resmen
oynaşıyordum, her fırsatta göğüslerimi ve götümü sürterek
azdırmaya çalışıyordum. İstediğim olmuştu,
yarrağı olabildiğince sertleşmiş, o da çakırmadan
bana dayıyordu. İcraata geçmenin zamanı geldi diye
düşünerek, “Hadi çıkalım dayı, güneşlenelim biraz!”
dedim. Dayım hernekadar, “Sen çık!” dese de, “Sen de gel!” diye
ısrar edince, kalkık yarrağından utana utana sudan
çıktı. Islanan külottan devasa yarrağı çok net belli
oluyordu. Yarrağını işaret edip, “Dayı bu ne?” deyince,
dayım kızarmıştı. “Bukadar büyüğünü ilk defa
görüyorum, valla yengeme acıdım şimdi!”
diyerek güldüm. Bundan cesaret alan dayım, “Çok
gördün galiba?” dedi. “Evet!” deyince, önce şaşıran dayım,
etrafa bakınarak, “Peki böylesini gördün mü?” demesiyle donunu indirmesi
bir oldu...
Aman Tanrım! Donundan
kurtulan yarrak ok gibi fırladı, göbeğine
geldi. Kolum kadar kalın bir yarrak vardı
karşımda. “Yok valla, böylesini görmedim!” diyebildim. “Tadına
bakmak istermisin yeğenim?” diyen dayımın önünde ikiletmeden diz
çöküp, mantarını yalamaya başladım. “Dayı yaa, yengem
bunu nasıl alıyor?” diye sordum. “İlk başta bu, çok büyük,
alamam ben bunu demişti, ama şimdi yemeden
duramıyor!” diye cevap verdi. Dayımın yarrak kıvama
gelince, beni arabanın arka koltuğuna yatırdı ve
göğüslerimi yalamaya başladı. “Hasta oldum kız
göğüslerine!” deyince, güldüm, “Diğerleri de öyle demişti!”
dedim. “Vay amına koduğum vaay! Kız
söyle bakayım, siktirdin mi kimseye?” dedi. Ben gülerek, “Evet, amım da, götüm de yarrak gördü!” deyince, “Vaay
orospuya bak! Bir sikeyim seni de, amın götün
gerçek yarrak görsün!” demesiyle, bikinimin altını çıkarması
ve yarrağını amıma sokması bir oldu. Nefesim kesiliyor
sandım, halbuki daha yarısı girmişti...
Azmış
dayımın dünya umrunda değildi, “Yavaş dayı!” diye
bağırmama aldırış etmeden habire amıma
pompalıyordu. Ama fazla sürmedi içime boşaldı.
Yarağını çıkarınca, dölleri bacaklarımdan
süzülüyordu. Ben tam (İyiki de çabuk bitti!) diye düşünmeye
başlamıştım ki, dayım beni
domaltıp, amımdan sızan dölleri götüme sürmeye
başladı. Okkalı bir de tükürük bırakıp,
yarrağının başını götüme soktu. Aman Tanrım,
sanki kol sokuyorlardı götüme! Bağırıyordum, ama sesimi
duyacak kimse yoktu etrafta. Zorlaya zorlaya sokmaya devam edince, götüm iyice
açılmış ve yarısından fazlasını
geçirmişti. Daha fazlasının girmeyeceğini anlayan
dayım, o kadarıyla sikmeye başlamıştı. 5-6 dakika
sonra artık ben de zevk alıyordum ve “Hadi
dayı, daha hızlı sik beni!” diye inliyordum. Gaza gelen
dayım götüme motor gibi pompalarken, ben de resmen böğürüyordum. Çok
geçmeden götüme patladı...
Dayım biraz dinlendikten
sonra, “Gidelim hadi!” dedi. Toparlandık, giyindik. Kendimize çeki düzen
verdikten sonra yola çıktık. Yolda dayım, “Kız daha önce kim sikti seni?” diye sordu. Ben de olanları
anlattım. “Vaay, kardeşlerimi de baştan çıkardın haa! Ne
güzel, hep beraber takılırız 1 hafta!” diyerek güldü. Ama ben
gülemiyordum, çünkü arabada götümün üzerine zor oturuyordum...
Yazlığa geldiğimizde
hem götümün ağrısından hem de yorgunluktan ölüyordum. Hemen odama
gidip uyumak istemiştim. Ama 10 dakika geçmeden Emrah
dayım odama süzülmüş, “Naber tatlım? Çok azdım, hadi soyun da
seni sikeyim!” demişti. “Hiç halim yok dayı, yorgunum...” demeye kalmadan üzerime atladı ve göğüslerimi
yalamaya başladı. Sonra aşağı kayarak, tam amıma yalayacakken amından süzülen dölleri görünce,
“Bu ama Selim abimin yarrağı da girdi, öyle değil mi? Sen de az
orospu değilmişsin!” dedi. “Ne yapayım dayı, sen
alıştırdın!” dememle, beni domaltıp yarrağı
götüme sokmuştu. Selim dayımın kol gibi yarrağı yüzünden
açılan götüm, Emrah dayımın yarrağını zorlanmadan
içine almıştı. “Vay amına koduğum,
Selim abime götünü de mi siktirdin? Nasıl aldın onun o koca yarrağını
götüne orospu?” diyen dayıma, “Dayı hatırlatırım,
beni sen orospu yaptın, artık yarraksız duramam!” dedim. Dayım
da, “Merak etme bu am ve göt yarraksız kalmayacak!”
demesiyle sert pompalamaya başlamış ve nihayetinde dölleriyle götümü
doldurmuştu. Hemen banyo yapıp uykuya daldım. Ertesi gün uyandığımda
vakit öğlen olmuştu...
Aşağı
indiğimde yazlıkta sadece dayılarım vardı. Abilerim
deniz kenarına gitmişler. Birşeyler
atıştırdıktan sonra havuza girmek için, dar bikinimi üzerime
giyip çıktım (Nasıl olsa abilerim yoktu!). Maksadım
dayılarımdan birini azdırıp sikilmekti. Havuzun başına
vardığımda, Selim dayım hemen yanıma gelerek, “Yeğenim,
yağlayayım da yanma!” dedi. Ben de gülerek, “Neremi?” diye cevap
verdim. “Götünü! Rahat girsin diye! Geçen sefer tamamını alamamıştın!”
dedi. “Oluuur!” dedim. Sırtımı dayıma dönerek yağlamasını
bekledim. Eline yağ alan
dayım, sırtımdan yağlamaya başladı. Yağlamıyor,
sanki erotik masaj yapıyordu, acayip azmıştım. “Yeğenim
rahat olmuyor, üst kısmını çıkar da
rahat olsun!” dedi. Ayağa kalkarak tamamen soyunmamla tekrar
uzanmıştım. Dayım artık bütün vücudumu yağlamış,
arada göt deliğime ve amıma da
parmaklarını sokarak yağlıyordu. Çok kötü
azmıştım, dayımın yarrağına elimi
atmıştım ki, diğer
dayılarımın, “Kolay gelsin abi!” sesiyle başımı öbür
tarafa çevirdim...
Şimdi 3 dayım da sikleri dimdik tepemde dikiliyorlardı, bense çırılçıplak
yatıyordum. Hüseyin dayım Selim dayıma, “Abi bu orospuyu tek
doyuramazsın, biz de yardım edelim!” dedi. Selim dayım da, “Valla
doğru, ben böyle kaşar görmedim!” dedi. Ben
de dayanamadım, “Orospu yaptınız beni iyice, sike doyurun beni
artık!” dedim. “İçerde doyuralım, haydin içeri geçelim!” diyen
dayıma hiç itiraz edecek halde değildim. 3
dayımla annemlerin yatak odasına geçtik. 3 dayımın da
yarraklarını sırayla yaladıktan sonra, küçük dayımın
sırtüstü yatağa yatarak, beni üstüne çekip, amıma
geçirmesi bir oldu. “Ohhh! Böyle orospu sikmedim, ne güzel amın
var!” diyerek amıma pompalıyordu. Ben iyice
zevke gelmiştim, “Sikin orospunuzu,
yarraksız bırakmayın!” dememle, ortanca dayımın da götüme
girmesi beni ayrı zevk diyarlarına götürmüştü. İki deliğim de doluydu artık...
Bu arada büyük dayım ağzıma vermeye çalışıyordu. Yarrağının başı bile ağzıma sığmıyordu, ama umrumda bile değildi,
zevkten ölecektim. “Sikin kocalarım beni, orospu yapın, siktirin beni!”
gibi laflar ağzımdan çıkıyordu. Küçük dayım fazla
dayanamayarak amıma bosalmıştı. Ortanca
dayım da hemen peşinden götüme boşaldı. Ben ise kaç kere boşaldığımı
bilmiyordum bile. Zevkten yatağa yüzü koyun düşmüştüm ki, büyük dayım buna izin vermeden, beni domaltıp, dölle dolu kayganlaşmış amıma kökledi bir anda. Koca yarrağı
içimde hissetmemle nefesim kesilmişti. Çok büyüktü yarrağı, amım yırtılacak gibi oluyordu. Ama dayım umursamadan amıma köklüyordu. Zevkle acı karışık inliyordum. Diğer iki dayım da bizi izliyordu. Büyük dayımın onlara, “Bakın göt böyle sikilir!” diyerek amımdan
çıkardığı yarrağı götüme sokmasıyla böğürmeye başlamıştım. Var gücüyle
götüme pompalıyordu. İçi zaten dölle dolu olduğundan, o kayganlığın
verdiği etkiyle, götüm tamamını almıştı koca yarrağın. Ama yine de
götümü yarıyordu sanki. Çok geçmeden içime boşalan
dayım, götümden yarrağını çıkardığında, oluşan boşluğa hava dolmuştu.
Elimle kontrol ettiğimde götümün deliği kocamandı, ama yine de büyük
zevk almıştım.
1 hafta boyunca dayılarım, abilerimi bahanelerle şuraya buraya yollayıp,
yazlıkta beni evire çevire siktiler. İstanbula döndüğümüzde 3 dayım
ortaklaşa bekar evi tuttular, canları istediğinde beni oraya götürüp,
gönüllerince sikiyorlar :))
Gönderen Can Candar zaman: 14:13 7 yorum
Etiketler: dayı sex hikayeleri
Kiracımızla kızını siktim
O gün Fatma evine gittikten
sonra, banyo yaptım ve çalışma odama geçtim. Bilgisayarımı
açıp MSN’e girince, Fatmanın kızı Esra’nın MSN adresi
bilgisayarımda kayıtlıydı. Ne olur
ne olmaz diye, adresini kendi MSN’ime ekledim. Bu arada oğlumdan mesaj
geldi, onunla MSN’de görüştüm. Sonra dışarı çıkıp
arabamla biraz dolaştım ve eve gelip yattım.
Sabah saat 09:00 gibi kapı çaldı. Açtığımda karşımda Fatma vardı. “Buyur
Fatma hanım!” dedim. İçeri geçti, “Sana
kendi ellerimle bir kahvaltı hazırlamaya geldim.
Haa bu arada, ev işlerini de ben yapıyorum,
demi artık?” dedi. Ben de, “Tabii ki sen yapacaksın
tatlım, senden başka bir kadın giremez artık bu eve!”
dedim. Fatma güldü ve mutfağa geçerek kahvaltıyı hazırlamaya
başladı. Ben de yatak odasındaki kirlileri banyoya attım.
Fatmanın, “Kalvaltı hazır Kemal bey!” sesiyle mutfağa
gittim. Gerçekten mükemmel bir sofra hazırlamıştı. “Her
konuda marifetlisin Fatma, teşekkür ederim!” dedim. Fatma da, “Sende o
yarak oldukça, daha ben sana neler neler hazırlarım!” dedi.
Birlikte kahvaltı yaptık. Sonra ben alışveriş için dışarı çıktım...
Saat 15:00 gibi döndüğümde Fatma beni kapıda karşıldadı. Üzerinde eşimin
seksi kıyafetlerinden biri vardı. Fatma banyo yapmış, saçları halen
ıslak, mükemmel
bir makyajla karşımda duruyordu. Dudaklarına bir öpücük kondurup,
elimdeki poşetlerle mutfağa gittim. Giderken evin diğer
bölümlerine de göz atıyordum. Ev gerçekten pırıl pırıl
olmuş, mis gibi kokuyordu. “Fatma çok teşekkür ediyorum, harikalar
yaratmışsın!” dedim. Bu defa dudaklarından uzunca öptüm.
Birlikte aldıklarımı yerleştirdik. Bu arada Fatma ve
kızı için de birşeyler almıştım. “Ya Kemal
bey niye zahmet ettin, ne gerek vardı şimdi bunlara?” dedi. Ben de,
“Zahmette
neymiş Fatma, sen bu kadar şey yapıyorsun. Öyle düşünürsen
üzülürüm!” diyince, Fatma geldi dudaklarıma yapıştı, bir
yandanda yarağımı sıkmaya başladı...
Hemen oracıkta bunu tezgaha
dayadım, kalçalarını zor örten elbisesini beline kadar sıyırdım.
Altında külot yoktu. Diz çöküp, başladım amıyla
götünü birlikte yalamaya. Fatma inlemeye başladı, “Kemal bu sefer eşini
nasıl siktiysen öyle sik beni aşkım, erkeğim!” diyerek
inliyordu. Fatma boşalıncaya kadar amını
götünü yaladım. Sonra da onu diz çöktürüp yarağımı çıkarıp
ağzına verdim. Hayatımda Fatma gibi yarak yalayan birini
görmedim desem yalan olmaz. Bir eliyle sıvazlıyor, “Oohhhh harika
sikin var kemal!” diyerek somuruyordu. Yarağımı ağzından
çektim, domalttım Fatmayı önümde. Arkadan amına
geçirdiğim anda çığlığı bastı, “Ayyy yırttın
amımı Kemal, yavaş!” diye. Biraz bekledim amı
yarağıma alışınca gidip gelmeye başladım. Belinden
sıkıca kavrayıp, sokup çıkardıkça kıvranıyordu
Fatma, “Sok Kemalim sokkkk, sik beni, ohhhhh!” diyerek sürekli orgazm oluyordu...
“Fatmam, kadınım, senin şu güzel götünü de sikecem!” diyordum, bir yandan yarağımı
amına sokup çıkartırken, parmaklarımla
da göt deliğini okşuyordum. Fatmaya, “Ellerini arkaya uzat, kalçalarından
tut ve iki yana ayır!” dedim. Dediğimi yaptı. Yarağımı
amından çıkardığım anda amından
‘Fooşşş!’ diye ses geldi. Hemen diz çöküp dilimi göt deliğine soktum. Dilimle iyice gevşettim deliğini, sonra
sikimin başını tutup sıkarak göt deliğine yerleştirdim. Yarağımın başı
‘Şlopp!’ diye girince Fatma kaçmak istedi. Ona, “Dur aşkım, acı buraya kadardı, bundan sonrası zevk
deryası olacak! Kendini rahat bırak, sıkma!”
dedim. Öylece bekledik biraz. Elimi amına atıp
okşadım, “Derin nefes al aşkım!” dedim. O nefes alınca
ben kökledim. Çırpınmaya başladı. Buna,
“Aşkım, Fatmam, Kadınım, işte şu anda seni eşimi
siktiğim gibi sikiyorum!” dedim. Fatma da, “Ne olursun biraz bekle, dayanamıyorum!” dedi...
Öylece bekledim. Kalçalarını
okşadım. Göğüslerini avuçladım, sıktım. Boynunu
çevirip dudaklarına yumuldum. Bu arada Fatmanın göt alıştı,
kendisi kalçalarını oynatmaya başladı. Ben de kalçalarımı
ileri geri yapınca yarağım Fatmanın göte ritmik şekilde
girip çıkmaya başladı. Fatma kısık bir sesle, “Iııhhhhh,
Ooohhhh!” diyor, bir yandan da, “Hem çok acıyor,
hemde çok zevkli Kemalim!” diye inliyordu önümde. Bende o rahatlıkla yarağımı
sonuna kadar çekiyor, sonrada hızla köklüyordum Fatmanın daracık
götüne. Sonra Fatmanın belinden tutup, mutfak halısının
üstüne sırt üstü uzandım, yarağım hala götündeyken. Artık
Fatma götünü kendi siktirmeye başladı. Kalkıp kalkıp oturdu
sikime. Fatma çılgına dönmüştü, götünden sikilirken amından boşalıyordu. O anda ben de Fatmanın
daracık göt deliğine bütün döllerimi
doldurdum. Sikim götünde yumşayıncaya kadar bekledik. Fatma sikimden götünü çekince osura osura tüm döllerimi üzerime akıttı...
Bu arada saat akşam 18:00 olmuştu. Fatma duş alıp hemen
evine gitti, çünkü kızı Esra çoktan okuldan gelmişti. Ben de kuveti doldurup içine uzandım. Tüm yorgunluğumu
almıştı ılık su. Duş alıp
kurulandım. Kendime birşeyler hazırlayıp, yemeğimi
yedim. Ve çalışma odama geçtim. Saat 21:00 gibi MSN’i açınca,
Esranın da MSN’de olduğunu gördüm. Ben buna, “Naber tatlı kız?”
diye yazınca, “Nerden biliyorsun tatlı olduğumu?” dedi. Doğrusu
şaşırmıştım, kız karşısındakinin
kim olduğunu bile sormuyordu. Madem o sormadı,
ben de kim olduğumu söylemedim ve “Bütün kızlar
tatlıdır!” dedim. “Kameran var mı?” diye sordu. “Var!” deyince, “Bana şeyini gösterirmisin?” dedi. Bu
duyduğum laf karşısında ben şok olmuştum. Yine de
doğru anlayıp
anlamadığımı öğrenmek için sordum, “Neyimi
gösterirmiyim?” dedim. “Şeyini işte... Önündekini!”
deyince içim bir tuhaf oldu ve kıza ne cevap yazacağımı bilemedim. Karmaşık duygular içerisindeydim, kafam allak bullak olmuştu...
Ben cevap yazmayınca, “Hadi aç, yüzünü göstermene gerek yok, sadece şeyini görmek istiyorum!” dedi. İşte
o anda şeytan dürttü beni, kız zaten kim olduğumu bilmiyordu, kamera
açsam bile yüzümü de göstermeyecektim. Buna sordum, “Peki, senin kameran
varmı?” dedim. “Var, ama şimdi yanımda annem var, o uyumadan açamam!”
dedi. “Tamam ozaman annen uyuyunca görüşelim!” dedim. “Yaa lütfen, ben
çok merak ediyorum erkeklerinkini, şimdi gösterirmisin!” dedi. Elime
düşmüştü artık, “Karşılıklı olmazsa yapmam!”
dedim. “Tamam ama, ben şimdi soyunamam, annem var!” dedi ve bu arada
kamerayı açtı, yüzü gözükmüyordu. Ben de kamerayı yüzüm gözükmeyecek
şekilde ayarladım ve açtım. Biraz sohbetten sonra, “Hadi lütfen çıkart
onu!” dedi. Ben bunu iyice azdırmak için, “Neyi?” dedim. “Önündekini!”
dedi. “Onun adını bilmiyormusun?” dedim. “Yaa lütfen ama, yarak işte,
hadi göster!” deyince pijamamı donumla birlikte indirdim...
“Waooouww! Ne kadar büyükmüş o öyle!” dedi. “Sen daha önce böylesini
görmedin mi?” dedim. “Her gün kameradan gösteriyorlar, ama seninki
kadarını hiç görmedim!” dedi. Ben de puştluğuna, “Annene sor, o
görmüştür böylesini!” dedim. “Görmüşmüdür bilmiyorum, ama annem
şimdilerde çok mutlu, sık sık yeni ev sahibimize gidiyor, sanırım
sikişiyorlar!” dedi. “İnsan hiç annesi hakkında öyle konuşur mu?”
dedim. “Ben annemi bilirim, sikişmeden duramaz o! Hem adam bekar, annem
de dul, ikisi bir arada olunca sikişmeyip te başka ne yapacaklar ki?”
dedi. Ben kendime gelmek ve duduklarımı hazmetmek için, “Neyse sonra
görüşürüz, iyi akşamlar, hoşcakal!” dedim. “Tamam görüşürüz, annem
yatınca ben yeniden açarım, ozaman karşında çırılçıplak olurum!” dedi,
kapattı. Ben de kapattım.
Esra da enaz annesi kadar azgın. Yaşı bana göre biraz küçük olsa da, yine de tam sikilecek
kıvamda. Olaylar nasıl gelişecek göreceğiz bakalım...
Gönderen Can Candar zaman: 14:12 4 yorum
Etiketler: dul seks hikayeleri
Dul kiracım yarrak hastasıymış
Emekli Matematik öğretmeniyim, ismim Kemal. İki
yıl önce eşimi kaybetmiştim, oğlum da Üniversiteyi bitirip
Antalya’da işe başlamıştı. Komşularımızla
aram oldukça iyiydi. Yan tarafımdaki dairem boşalmış
ve yeni kiracım gelmişti. Fatma hanım
35 yaşlarında, kumral, balık etli, uzun saçları olan, güzel
bir kadındı. Bir de kızı vardı Liseye giden, Esra
isminde. Onlar yerleştikten bir hafta sonra akşam
Hoşgeldinize gittim. Tanıştık, biraz sohbetten sonra,
Fatmanın dul olduğunu öğrendim. Kocasından kalan maaşla
geçiniyordu. Birde köyde tarlaları varmış, onu kiraya veriyormuş,
o şekilde geçinip gittiğini anlattı. Ben de kendimden bahsettim.
Sonra herhangi birşeye ihtiyaçları olduğunda benden çekinmeden
yardım isteyebileceklerini söyleyerek ayrıldım.
İki
hafta sonra da onlar bana ziyarete geldiler. Fatma streç beyaz bir pantolon
giymiş, üzerinde siyah bir bluz vardı. Fatmanın kalçaları
bütün güzelliğiyle karşımdaydı, gözlerimi o yusyuvarlak
kalçalarından alamıyordum. Kızı Esra, “Anne benim yarın
yazılım var, çalışmam lazım!” dedi. Ben de, “Gel kızım,
şu oda uygun, orda rahat rahat çalış!” diyerek onu kendi çalışma
odama götürdüm ve salona döndüm. Fatma hanım
ikili koltuğa oturmuş, sehpanın üzerindeki gazeteleri karıştıryordu.
“Hanımefendi ben mutfağa geçiyorum, birşeyler hazırlayım!”
deyince, “Olur mu kemal bey, beraber hazırlarız!” dedi ve o önde, ben
arkada, mutfağa gittik. Ama o kalçalarını kıvırdıkça
ben deliriyordum. Birlikte birşeyler hazırladık, çay yaptık.
Bu arada bana, “Böyle yalnız zor olmuyor mu?” diye sordu. Ben de, “Zor,
ama ne yapalım, idare ediyoruz işte. Haftanın iki günü bir bayan
geliyor, evin temizliğini yapıyor, çamaşırları yıkıyor.”
dedim. “Bundan sonra istersen ben yapabilirim, hem
bütçeme de biraz katkı olur!” dedi. Ben de, “Neden olmasın, siz istedikten sonra!” dedim.
Gülerek, “O bayan başka şeyler de yapıyor mu?” dedi. Ben de anlamamazlıkten gelerek, “Başka yapılacak iş yok ki...” dedim. “Nasıl ya? Yoksa herşey bitik mi Kemal bey?”
diyerek kahkaha atmaya başladı. O anda arkasından sarıldım
ve göğüslerini avuçladım. Yarağımı kalçalarında
hissedince, “Ooo Kemal bey, sende daha çok iş var! Şu kıza bir bakayım...” diyerek, çay ve pasta tabağını
aldı ve gitti. İçerden sesi geliyordu. Kızına,
“Hani sen ders çalışacaktın? Açmışsın bilgisayarı
Chatt yapıyorsun, bıkmadın şundan!” diyerek azarlıyordu
kızını. Ben de gittim, “Fatma hanım
lütfen kızmayın, olur böyle şeyler, onlar genç nede olsa!”
dedim. Biraz yumşadı, “Ne halin varsa gör!” dedi ve beraber tekrar
mutfağa geçtik. Çaylarımızı doldurduk sohbet etmeye devam ettik...
“Fatma hanım çok güzelsiniz, harika bir
vücudunuz var, çokta seksisiniz, neden evlenmediniz?” diye sordum.
“Kocam öldükten sonra çok isteyen oldu, ama ben istemedim. Hergün
aynı adamla seks yapmaktansa, farklı şeyler daha çok hoşuma
gidiyor. Evlenmeyi asla düşünmüyorum! Sen karından bıkmamışmıydın,
aynı deliğe her gün girip çıkmak sana zevk veriyor muydu?” dedi.
“Eşim beni çok mutlu ediyordu. Ondan sonra hiçbir kadında o zevki
alamadım. Kimisi çok acıtıyorsun diyor,
kimisi ordan olmaz, şunu yapmam, bunu yapmam diyor... Kısaca, sadece
boşalmak için seks istiyorlar. Onu da sadece kendi istedikleri şekilde
olsun istiyorlar!” dedim. “Bende eşinden fazlasını bulursun Kemal!”
dedi ve elini sikime attı, pantolonumun üstünden okşamaya başladı.
“Ooo seninki çok büyük galiba?” diyerek, fermuarı
açıp dışarı çıkarınca, gözleri fal taşı
gibi açıldı, “Bu nasıl bir yarak böyle Kemal? Eşek siki gibi!” dedi.
Ben ayağa kalktım sikimi
elime alıp, sikimle yüzünü okşamaya başladım. Dudaklarına
sürtüyor, boynunu, kulaklarını, yüzünün her yerini sikimle okşuyordum.
“Nasıl, beğendin mi Fatma?” dedim. “Beğenmek ne kelime Kemal,
ben filimlerde bile böyle yarak görmedim! Bunun kulu kölesi olurum, ohhh!”
diye inledi. “Bak Fatma, benimle sikişmeyi göze aldığında
herşeye hazır olman lazım, bütün deliklerini doldurmadan bırakmam
seni!” dedim. “Amımı, ağzımı, götümü her yerimi sik Kemalim!
İyi ki tutmuşum senin evi, aradığımı
buldum, asla bırakmam seni! Her işini yaparım, yeterki bu yarağı
benden esirgeme, erkeğim!” dedi. Öyle somuruyordu ki
anlatamam. Başını yalıyor, emiyor, yarağımın
başındaki deliğe dilini sokuyor, kuduruyordu. “Fatma kıza
yakalanmayalım daha ilk günde!” dedim. “Aklımı başımdan
aldın Kemal, valla kızı unutmuştum!” dedi ve toparlandı,
gitti. Kızına, “Esracığım biz Kemal beyle dışarı
çıkacağız, hadi sen de eve çık, orda devam edersin!” dedi, kızını
eve gönderdi ve tekrar yanıma geldi...
Elinden tutup yatak odasına
götürdüm. Anında ikimiz de çırılçıplak olmuştuk. Onu
yatırdım, bacaklarının arasına girip amını götünü yalamaya başladım. Şarıl şarıl akıyordu amı. “Sik beni Kemal,
ne olursun sik!” diye yalvarıyordu. Yarağımı tutup amının yarığını fırçaladım.
Başını yerleştirip kökleyince, tırnaklarını
sırtıma geçirmişti. Biraz bekledim öylece, sonra amı gevşedi, başladım sokup çıkarmaya.
Çıldırıyordu. “Bu nasıl zevk böyle yaa, ohhhhh, sik beni Kemalimmm!”
diye bağırıyordu. Yarım saat siktim Fatmanın amını. Fatma defalarca boşalmıştı.
Ben de boşalacağım zaman, amından
çıkarıp yarağımı ağzına verdim ve
boşaldım. Tüm döllerimi yutturdum. Fatma yarağımı bırakmadı,
kazık gibi yapıncaya kadar yaladı, emdi, somurdu. Sonra beni sırtüstü
yatırdı tam aynanın karşısında. Yüzü aynaya
gelecek şekilde yarağımın üstüne oturdu. “Nasıl da yarıyor
amımı Kemal yarağın, ohhhh erkeğim
harikasın!” diyerek oturup kalkmaya başladı. “Amımın
içinde değmediği yer kalmadı yarağıyın, offffff, mideme dokunuyor sanki aşkımmmm!” diye inleyerek siktiriyordu amını.
Amı çeşme olmuş akıyordu sanki, yatak göl olmuştu. Yarağın üstünde titriyordu durmadan. Öyle kasıldı ki, “İşte buuuu! Zevk buuuu! Oohhh!” diyerek yığıldı kaldı üstümde. Altından kalktım bacaklarını araladım, sulu amı kabarmış, kocaman olmuştu. Yumuldum amına somurdum. “Öldüreceksin Kemal beni! Ohhh aşkımmm!” diye inliyordu. Fatmanın bacaklarını omzuma aldım, bunu ikiye katladım, amına kökledim. Öyle sert sikiyordum ki, “Ayyy parçaladın, yırttın amımı Kemallll!” diye bağırıyordu altımda. Artık ben de sona yaklaşmıştım. Yarağımı amından yavaşca çekiyor, hızla gömüyordum. İyice kilitlendim Fatmaya ve böğürerek boşaldım amına. Öylece yarım saat kadar kaldık. Sonra kalktık banyo yaptık ve Fatmayı dudaklarından uzunca öperek evine gönderdim...
Gönderen Can Candar zaman: 14:11 2 yorum
Etiketler: dul seks hikayeleri
Bakire götümü kocama yeğeni becerdi
Kocam Pazartesi
günü işten geldiğinde, "İtalya'da 10 günlük seminer var!
Hazırlan, haftaya gidiyoruz!" dedi. Daha önce
yurtdışındaki bu seminerlere alışıktım,
kocamla ben de gidiyordum ve kocam o sıkıcı toplantılarını
yapıyorken, ben de gönlümce geziyor, alışveriş
yapıyordum. Ben sevinçle tamam diyecekken, Engin'in kalkık
kaşları dikkatimi çekti. Engin sonra bir fırsatını
bulup bana, "Ne o, sikicinden izin almak yokmu? Hiçbir yere gidemezsin,
senin için planlarım var!" dedi. Çok üzülmüştüm, ama Engin'in
planları olduğunu duyunca çokta heyacanlandım. Sikicim
tarafından karar verilmişti, ben gitmiyordum.
Kocama gitmek
istemediğimi söylediğimde, bütün hafta yalvardı, ama sonunda o
da ikna oldu. Gideceği gün kocamı evin önünden uğurladım,
uçağı İstanbul'dan kalkıyordu. Uzun sarılmalar,
öpüşmeler, hatta gecede uzun bir sexin ardından gitmişti kocam.
Kocamın taksisi uzaklaşıp, ben bahçeye girer girmez Engin'i
aradım, o bilmediğim planları beni heyacanlandırıyordu.
Engin telefonu en soğuk sesiyle cevapladı, "Akşam 6'da
geleceğim, bir hafta izin aldım!" dedi ve kapattı. Ondan
hiç beklememe rağmen, aşk dolu, sex dolu bir hafta
geçireceğimizi düşünüyordum. Güzel bir yemek hazırladım,
Rakıyı onun istediği gibi soğuttum. Dediği gibi
akşam 6'da geldi, elinde büyükçe bir çanta vardı.
Hemen boynuna
sarıldım, "Hoşgeldin aşkım, yemek
hazır!" dedim. Ama o kalçama şaplak atıp, "Yukarı
çık orospu!" dedi. Yemekten önce sikişeceğiz diye
düşünerek sevinçle yukarı odasına çıktım. Arkamdan o
da yukarı geldi. Odaya girince yeniden boynuna sarılıp öpmeye
başladım. O ise tuhaf bir şekilde gülerek, "Bu sikişi
hayatın boyunca unutamayacaksın!" dedi. "Zaten hiçbirini
unutamam, sen benim biricik sikicimsin!" dedim, onu azdırmak
istiyordum. Beni kendi elleriyle soydu. İlk kez üzerimdeki hiçbirşey
yırtılmadan veya koparılmadan çıplak
kalmıştım önünde. "Yüz üstü uzan yatağa!" dedi.
Uzandım.
Eve
geldiğinde elinde olan çantadan birkaç tane ip çıkardı, önce
ellerimi bağladı yatağın demir başlığına,
sonra, "Domal!" dedi, karnımın altına iki tane
yastık koydu. Ben de domaldım. Sol ayağımı iple
bağlayıp, ipin diğer ucunu da gardrobuna bağladı.
Sonra sağ ayağımı da bağladı ve onu da
odasındaki banyonun kapısına bağladı. Artık
ayaklarımı kıpırdatamıyordum ve domalık vaziyette
yatıyordum. "Ne yapmak istediğini sorabilirmiyim?" diye
sordum. Cevap vermedi ve o da soyunmaya başladı. Göremiyordum, ama
duyuyordum soyunduğunu.
"Senin
sikicin kim?" dedi. "Sensin!" dedim. O anda kemeriyle
sırtıma öyle bir vurdu ki, canımın nasıl
yandığını anlatamam, "Ne yapıyorsun?
Manyakmısın!" diye bağırdım. O ise, "Senin
sikicin kim?" dedi tekrardan ve kemeriyle birdaha vurdu sırtıma.
Acıdan ağlıyordum, bağırıyordum, kurtulmaya
çabalıyordum, ama nafile. Üstelik kendi rızamla teslim olmuştum
bağlanmaya. "Bağır lan orospu, benim sikicim sensin
de!" dedi ve bir hışımla yine indirdi kemeri
sırtıma. "Benim sikicim sensin, aşkım da sensin!"
diye bağırdım, yeter ki vurmasın diye. "Hah şöyle
orospu!" diyerek amımı yalamaya başladı. O anda
farkettim ki amım sulanmıştı, ben gerçekten acıdan
zevk alıyordum! Amımı götümü yalıyordu, dilini her iki
deliğime de sokup çıkartıyordu. Gözlerimi
kapatmıştım, artık acı bitti, zevk alma zamanı
geldi diye düşünürken, tırnaklarını kaba etlerime geçirdi,
etimi kopartacak sandım. Kemer kadar olmasa da, yine canım çok
yanmıştı.
Sonra
doğruldu ve sikiyle amımı götümü fırçalamaya
başladı. Hangisine sokacak diye beklerken, amıma soktu. Bütün
amımı doldurmuştu siki, ama o halen
kanırttırıyordu sikini amımda. Bu arada kemerle birkaç kez
daha sırtıma ve kalçalarıma vurdu. Artık kendimi acıya
ve acının verdiği zevke bırakmıştım,
olacakları bekliyordum. Uzun süren bir sikişin ardından
ayağa kalktı ve yatağın başına geldi.
Saçımı olanca kuvvetiyle çekip, sikini ağzıma soktu.
Boğazıma kadar sokup çıkartıyor, bu defada
ağzımı sikiyordu. Hırlayarak sikini ağzımdan
çıkartıp, döllerini yüzüme fışkırttı.
Sikini bana
yalattırıp temizlettirdikten sonra yine arkama geçti ve yine o
çantanın sesini duydum. Çantadan birşey daha çıkarttı, daha
sürprizler bitmemişti anlaşılan. Önce, aynı telefonun
titreşimdeyken çıkardığı gibi bir ses duydum, sonra da
amıma birşey soktu. Vibratördü bu. Vibratör içimde durmadan hareket
ediyor, bütün vücudumu da sarsıyordu bu hareket. Vibratör amımda
çalışırken çakmak sesi duydum, önce sigarasını
yaktı, sonra da yatağın başucunda duran mumlardan birini
yaktı. Anlamıştım, her türlü acıyı
tattıracaktı bana bu akşam.
O sırada evin
telefonu çaldı. Engin, odasında bulunan paralel telefonu açtı,
konuşmaya başladı. Arayan kocamdı.
Konuşmalarından kocamın İtalya'dan
aradığını anlamıştım. Biraz konuştuktan
sonra, "Bir dakika dayı..." dedi ve "Yengeeeee, dayım
arıyor!" diye seslendi ve telefonu kulağıma tuttu.
Amımdaki vibratör hiç durmadan titrerken, kocama, "Canım
vardın mı?" dedim. Kocam başladı anlatmaya, uçaktan,
yolculuktan, otelden bahsedip duruyordu. Saatin kaç olduğunu bilmiyordum
ve telefonu kapatmak için en ufak bir bahane bile aklıma gelmiyordu.
Sadece o birşeyler sorduğunda, "Evet canım... Hayır
canım... Tamam canım..." diyordum. Neyseki kocam biraz sonra,
"Hadi canım kapatalım, sen de fazla oyalanma, yat uyu!
Öptüm!" deyip telefonu kapattı. O değil de, kocama sesimi normal
duyurabilmek için çektiğim işkence, Engin'in
yaşattığı acıların hepsinden daha fazlaydı.
Engin yeniden
arkama geçti ve az önce yaktığı mumu belime damlattı.
Domalık olduğum için mum belimden aşağı doğru
akıyor ve donup kalıyordu, mumun takip ettiği bütün yolu tüm
vücudumda hissediyordum. Sırtıma da damlatıyordu, hem de kemerle
vurduğu yerlere, böylece acım dahada artıyordu. Engin
attığım çığlıklardan müthiş keyif
alıyordu. Derken mumu söndürüp yerine bıraktı ve sikini götüme
sürtmeye başladı. Vibratör amımdaki bütün suları
akıtarak, yatağı ufak bir göl haline getirmişti. Götüme
henüz sikinin başı girmişti ki, biranda hepsini kökledi.
Artık iki deliğim de doluydu. Amımdaki vibratör içimi
titretirken, Engin de götüme yarağını deli gibi
pompalıyordu. Kaçıncı orgazmımı yaşıyordum
bilmiyorum.
Engin götümden
çıktı ve başucuma geldi yine, boğazıma kadar soktu
yarağını, bir iki gidip gelmeden sonra ağzımdan
çıkarıp yine yüzüme boşaldı. Oysa ki önceki
boşalmasındaki döller yüzümde daha yeni kurumaya başlamıştı.
Sonra amımdaki vibratörü çıkartıp attı yere, ama halen
titreşim sesini duyabiliyordum. Ayaklarımı çözdü, ellerimi de.
Beni sırtüstü yatırdı. Ayaklarım uyuşmuştu ve
kimbilir kaçıncı orgazmdan sonra bacaklarımın
dermansız kalması normaldi. Ayrıca onca kemer darbesinden sonra
sırtım da beni çok zorluyordu. Ama bununla da bitmedi, beni yine
bağlamaya başladı. Karşı koyacak güvü
bulamıyordum kendimde. Ellerimi bağladı, ayaklarımı da
dizlerimden büktü ve yine aynı şekilde olabildiğince gererek
bağladı. Ayaklarım yere bile değmiyordu.
Kasıklarımdan itibaren canım yanıyor ve bacaklarım
kopacak gibi hissediyordum.
Bütün
ağırlığıyla üzerime abandı. Boynumu,
boğazımı, kulak memelerimi öpüyor, yalıyor, emiyordu. Onun
ağırlığıyla sırtım daha çok acıyordu,
ama öpülmekten de zevk alıyordum. "Ulan orospu, çilekli çikolata gibi
kokuyorsun hep, yiyeceğim seni!" dedi. Ne büyük iltifattı.
Öperek memelerime geldi. Isırıyordu, sert sakallarını meme
uçlarıma sürtüyordu. Sonra üzerimden doğruldu ve çantadan mandal
çıkartıp meme uçlarımı sıkıştırdı.
Canım çok yanıyordu, acıdan kıvranıyordum. İlk taşındığında
odasına kendisi küçük bir buzdolabı almıştı, buz
kalıbını çıkardı, buz parçalarından birini
aldı ve amımın içine sokuverdi. Amım zaten vibratörle
sikilmekten acıyordu ve yanıyordu, buzun girişiyle gözlerim
yerinden çıkacak gibi oldu. Buz amımda erimişti, ama
soğukluğu ve sızısı kaldı. İki kez daha
tekrarladı bunu ve artık ben de zevk alıyordum.
Kendine bir sigara
yaktı, bir nefes çekip bana da uzattı. O anda o bir nefes sigara
kadar hiçbirşey iyi gelemezdi bana. Sigarayı bitirdikten sonra çantaya
uzandı tekrar ve bu sefer çantadan garip bir cihaz çıkardı.
Cihazda iki tane kablo ve kabloların ucunda metal kıskaçlar
vardı. Cihazın düğmesine basıp, metal kıskaçları
amımın dudaklarına dokundurdu. Bana elektrik veriyordu!
"Yapmaaa!" diye bağırmamla birlikte, suratıma
okkalı bir tokat yemem bir oldu. Alt dudağımdan kan
süzüldüğünü hissettim. Amıma tükürdü ve metal kıskaçları
yine değdirdi amımın dudaklarına. Çok acı çekmiyordum,
ama korkuyordum ve bütün bedenimin sarsıldığını
hissediyordum. Yine, "Yapmaaaa!" diye bağırdım.
Yalvarıyordum, "Lütfen yapma, ne istersen yaparım!"
diyordum. Ama Engin, "Ben bunu istiyorum!" dedi ve devam etti.
Sonrasını hatırlamıyorum, bayılmışım
galiba.
Gözlerimi
açtığımda siki amımdaydı ve beni sertçe sikiyordu.
Arada bir üstüme abanıyor, memelerimi sıkıyor, mandalların
kenarından görünen meme uçlarımı yalıyordu. Yeniden zevk
almaya baslamıştım, altında kıvranıyor,
inliyordum. Bir süre daha amımı sikti, sonra doğruldu,
başımın altına yastık koydu, sikini memelerimin
arasına sıkıştırıp, orda gidip gelmeye
başladı. Bana her yaklaştığı ben de sikinin
başını yalıyordum. Kuvvetli bir hırıltı
inleme arası sesle yine yüzüme ve göğüslerime
fışkırttı bütün döllerini. Yanaklarımdan
yastığa süzüldu bir kısmı. Üzerimden kalktı, önce
mandalları çıkardı memelerimden, sonra da beni çözdü. Biraz
rahatlamıştım, ama ayaklarımı bile
kıpırdatamıyordum. "Geliyorum canım!" dedi. Bana
canım dedi, hemde ilk kez. Bunca sikişmelerin hepsi romantizmden çok
uzak, hayvanca sikişmelerdi, ama bu en kötüsü, en şiddetlisi onun hoşuna
gitmişti, bana canım diyordu.
Engin'in
odasındaki banyoda küvet yoktu, sadece duş vardı.
Aşağıdaki banyoya inmiş, kuveti doldurmuştu.
Yanıma geldi, "Hadi canım yıkanalım!" dedi.
"Ne olur biraz uyuyayım!" dedim. "Yıkanalım,
kendini iyi hissedeceksin!" dedi. Zorlanarak doğruldum, ayağa
kalktım. Bu arada gardrobunun önündeki boy aynasına gözüm
takıldı, ayakta öylece kalakaldım. Memelerimin uçları ve
kenarındaki birkaç yer morarmıştı. Boynumda da morluklar
vardı. Alt dudağımın kenarı patlamış,
şişmişti, kan halen duruyordu. Yüzümdeki, saçımdaki döller
terle karışmış kurumuştu. Sırtımı
döndüm aynaya, kemerinin sırtımda bıraktığı
izler, kırmızı şeritler halinde boylu boyunca
uzanıyordu. Klçalarımda da tırnaklarının
bıraktığı hafif kanlı çizikleri vardı.
"Çok seksisin
canım!" dedi. Bir an zoraki gülümsedim. Ama bence de çok seksi
görünüyordum. Beni kucakladı ve banyoya indirdi. Küvete yatırdı
ve her yerimi ılık suyla okşayarak yıkadı. "Biraz
burda yat dinlen!" dedi, kendi çıktı banyodan. Ilık su beni
dinlendirdi ve birazda olsa kendime getirdi. Yarım sonra geldi, beni
ayağa kaldırıp bornozumu giydirdi. Yine kucaklayarak
odasına götürdü. Odada biraz önce yaşananlardan eser yoktu.
Herşeyi toplamış, yatağa temiz çarşaf sermişti.
Pencereden odaya
giren aydınlığa takıldı gözüm, biz onun odasına
ilk girdiğimizde de aydınlıktı hava. "Akşam
mı oluyor?" diye sordum. "Hayır canım, sabah oluyor!
Karnın aç mı?" dedi gülerek. Hiçbirşey yiyemeyecek kadar
halsizdim, "Sadece uyumak istiyorum!" dedim. Bana sıkıca
sarıldı, göğsüne yasladı beni ve "Uyu
canım!" dedi. "Bana canım diyorsun artık?" dedim.
"Çünkü hayalimdeki seksi sen yaşattın bana. Sana aşık
oldum çilekli çikolatam!" dedi ve saçlarımı okşadı.
Beni yatağa yatırdı. Kafam yastığa değer demez
uyumuşum.
Nekadar uyuyduğumu
bilmiyorum, beni dudaklarımdan öperek uyandırdı.
Şaşırmıştım, kahvaltı
hazırlamış yatağa getirmişti, hatta ekmek bile
kızartmıştı. "Günaydın canım. Telefonunu
getirdim, dayımı ara da konuş!" dedi. Aradım. Kocam
yoğundu, katıldığı seminerlerden, toplantılardan bahsediyordu.
Biraz daha konuşup telefonu kapattık. Gözüm saate takıldı,
saat akşam üzeri 5 olmuştu. Engin kahvaltı tepsisini dizlerimin
üzerine bıraktı ve kendi de yanıma uzandı. Her bir
lokmayı onun ellerinden yiyiyordum. Canım halen yanıyordu, özellikle
de sırtım, ama Engin'in ilgisinden dolayı çok mutluydum.
Kahvaltı
bitince, "Biraz daha yatmak istiyorum!" dedim. "Zaten
yatacağız!" dedi, tepsiyi alıp masaya koydu,
yatağın kenarından amıma doğru süzüldu,
amımı yalamaya başladı. Ama yavaşça, tadını çıkara
çıkara yalıyordu. "Tuvalete gitmem lazım!" dedim,
"Tamam!" dedi. Yine zorlukla doğrulup ayağa kalkabildim.
Banyoya gittim, çişimi yaptım. Sonra bornozumu çıkartıp aynada
kendime baktım, dünden pekte farklı
değildim, ama bu halim beni tahrik etti. Duşu açtım, suyun
altına girdim, ılık suyla duş yaptım.
Banyodan
çıktığımda, Engin çırılçıplak yatağa
uzanmış, sikini sıvazlayarak beni bekliyordu. Elini uzatarak,
"Gel canım, 69 yapalım!" dedi. Üzerine ters uzandim, 69
olduk. Yüzünü gömdü, amımı yalamaya başladı. Ben de sikini
yalamaya, emmeye başladım. Siki kalkmış, kazık gibi
olmuştu. Ona, "Dün akşam yaptıkların için kendini
affettirmen lazım!" dedim, üzerinden kalkıp yüzümü ona döndüm,
sikinin üzerine amımı sürtmeye başladım. Zevk alıyordu
biliyorum, tabi ben de. Yavaşça amıma sokmaya başladım
sikini.
Artık sikinin
tamamı içimdeydi, hiç çıkartmadan kendimi sağa sola hareket
ettiriyordum. O da kalçalarımı sıkıca tutmuş, bana
yardımcı oluyordu. Yavaş yavaş oturup kalkmaya
başladım, sonra hızlandım. Siki boru gibi içime giriyor,
sonra yarısına kadar çıkıyordu. Müthişti. O da bazen
kalçalarımı sıkıyor, bazen memelerimi avuçluyordu. Sonra
içimden çıkmadan beni altına aldı, bacaklarımı iyice
ayırıp amıma baktı, "Ben bu çikolatayı
eriteceğim!" dedi. Gerçektende altında eriyordum. "Sik
beni! Sikinle erit beni!" dedim. Hızlıca pompalamaya
başladı. Kasılarak, birkaç dakika süren uzun bir orgazm
yaşadım. Okadar güzel sikiyordu ki beni, bitmesini hiç istemiyordum.
Bir hafta boyunca da
bitmedi zaten, tuvalet ve duş yapmak haricinde yataktan
çıkmadım. Hele odadan hiç çıkmadım, kahvaltım ve
yemeğim de hep yatağa geldi. Onun haricinde durmadan sikiştik.
Kocamın gelmesine 4 gün kala odadan çıktım, Engin de yeniden
işe gitmeye başlamıştı. Kalçalarımdaki
tırnak izleri geçmiş, ama sırtımdaki
kızarıklıklar halen vahim durumdaydı.
Dudağımın kenarı da şişmişti idi. Engin
işten geldiğinde yine sevişiyorduk, deli gibi sikişiyorduk,
ama artık bana zarar vermiyordu.
Kocamın
geleceği gün hazırlık yaptım. Kalçalarımdaki izler
tamamen iyileşmişti. Sırtımdaki izler hafif belli oluyordu,
ama acımıyordu artık. Kocam geldi, uzunca sohbetlerden sonra
odamıza girdik. Kocam benimle sevişmek, sikişmek istiyordu,
hakkıydı. Geldiği günden itibaren bir hafta her gece
seviştik, sikiştik ve kocam vücudumdaki hiçbir izi farketmedi. Dudağım
haricinde, dudağımdaki hafif şişlik halen inmemişti.
Onu da uçuk çıktı diye geçiştirdim, inandı.
Kocamı da, Engin'i
de seviyorum, hatta ikisine de aşığım!
Gönderen Can Candar zaman: 14:10 2 yorum
Etiketler: bakire sex hikayesi
Eniştem kocamdan iyi sikti
Merhaba 31 severler. Ben Aslı, 27 Yaşındayım, 1.70 boyunda, 55 kilo,
beyaz tenli ve güzel bir
bayanım. Simsiyah gözlerim ve pembe dudaklarım var. 2 sene süren bir
evlilikten sonra, kocamla anlaşamadık boşandık ve genç
yaşımda dul kaldım. Eniştem (teyzemin eşi) 50 küsür
yaşında, 1.75 boylarında, yaşını hiç göstermeyen,
yaşına göre halen siyah saçları olan, kendine bakan biridir. Aslına
bakarsanız o güne kadar eniştemle böyle bir olay yaşayacağım hiç ama hiç
aklıma gelmezdi.
Dul olmama rağmen kendimi kasan bir insan değilim, daima rahat
olmuşumdur. Teyzemlerle bir araya geldiğimizde, rahat kahkahalar atar,
onların ayıp diye açmadığı konuları açar,
gönlümün istediği gibi muhabbetler eder, şakalar yapardım. Bir
gün yine teyzemlerle bir araya geldik. Muhabbet ederken, konu çok iyi
bildiğim eski dönem Türk sinemasının ünlü oyuncuları
hakkında açıldı ve sohbet etmeye başladık. Ben F.... A...’ın oynadığı
filmleri sayarken, eniştem birden itiraz etti, “O filmde başkası
oynuyordu!” diye. Şaşırdım kaldım. Biraz da inatçı biri olduğum için bu
konu eniştemle
iddaya girmemize kadar gitti. İddayı kaybeden bir şişe
Rakı alacak ve içecektik. Ben çok alkol alan biri değilim, ama arada
iyi gidiyor. Eniştemin de benden farkı yoktur, o da az içer.
Neyse iddaya girildikten sonra hemen internete baktık ve ben
kazanmıştım. O günden sonra her fırsatta Enişteme takılır oldum, “Enişte
şu Rakıyı da bir içemedik gitti!” diye onu kızdırıyordum.
Birgün telefon çaldı. Annem hazırlandığı için telefona ben cevap verdim. Arayan
Eniştemdi, “Aslı Rakıyı aldım, hadi gel içelim!” dedi.
Doğrusu bunu hiç beklemiyordum, o şaşkınlıkla, “Tamam
Enişte!” diyebildim sadece. O gün de Annemle Teyzem, bir
tanıdıklarının altın günü vardı, oraya
gideceklerdi. Eniştemle yaptığım telefon görüşmesinden
sonra Anneme durumu anlattım. Annem sadece, “Tanrım sen akıl
fikir ver bunlara!” dedi. Teyzemlerin evi bize çok uzak değildi, hava da
sıcak olduğu için altıma bir eşofman ve üstüme de
askılı bir tişört giyip, Annemle beraber çıktık evden. 3 dakika sonra Teyzemlerdeydik.
Kapıyı Teyzem açtı, ben içeri geçtim. Annem kapıda Teyzemi
bekliyordu. Teyzem de annemi bekletmemek için beni öpüp çıktı. Evde
eniştemle beraber kalmıştık. Eniştem, “Hadi Aslı
masayı hazırlayalım!” dedi. “Tamam enişte!” dedim ve yemek
odasına geçtik. Peynir, Kavun, Süzme Yoğurt, Tavuk, Buz ve tabiki
Rakı. Ne ararsanız vardı masada. Eniştem hafif birde damar
müzik açtı ve “Hah şimdi tamam oldu!” dedi. Gülüşe gülüşe
masaya oturduk. Herşey çok güzeldi, eğlenceli muhabetler ediyor,
şakalaşıyorduk. Aradan 2-3 saat geçmiş, biz bir büyük
Rakıyı bitirmiştik. Ama alışık
olmadığımız için alkol ikimizi de etkilemişti...
Birden Eniştem koluma yapıştı, “Hadi kalk Aslı, dans
edelim!” dedi. Ben o kafayla, “Olur Enişte!” dedim ve kalktım. Ayakta
zor duruyordum oysa. Dans ederken Eniştem bana iyice sokulmaya
başladı, resmen sikini göbeğime değdiriyordu. Siki taş
gibiyidi ve anladığım kadarıyla kocaman birşeydi.
Gittikçe dahada çok bastırıyordu sikini göbeğime. Ne oluyor diye
anlam veremeden Eniştem boynuma yanaştı, derin bir, “Ohhhhhhh!”
çekti ve “Çok güzel kokuyorsun Aslı, harikasın!” diye
fısıldamaya basladı. “Enişte ne yapıyorsun?” diye
kendimden uzaklaştırmaya çalışıyordum, ama ne fayda,
kene gibi sımsıkı sarılmıştı bana. Zaten
ayakta da zor duruyordum, başa çıkmam imkansızdı. Dans
ediyorduk sözde, ama Eniştem beni dans bahanesiyle yatak odasına
kadar götürmüştü. Ben sürekli, “Enişte yapma, ayıp oluyor,
bırak!” diyordum, ama Eniştem dinlemiyordu bile...
Beni yatağa doğru itmesiyle yatağa düşmem bir oldu. Rakıdan başım
dönüyordu, gücüm kalmamıştı, hareketlerimi kontrol edemiyordum,
ama herşeyin farkındaydım. Eniştem birden üzerime
uzanıp, tişörtümü sıyırdı ve sutyenden
kurtardığı göğüslerime saldırdı. Göğüslerimi
öpüyor, yalıyor, emiyordu. Eniştemin başını
göğüslerimden itmeye çalışıyordum, ama olmuyordu. Sonra
elini eşofmanımın içine soktu. Bacaklarımı iyice kapadım,
fakat Eniştemin eli amıma ulaşmış, amımla
oynuyor, bir yandan da memelerimi yalayıp ısırıyordu. Sonra
doğruldu ve eşofmanımla birlikte külotumu aşağı
sıyırdı, kafasını amıma gömdü ve amımı
yalamaya başladı. İlk başta Eniştemin
kafasını iteklemeye çalışsamda, yalan yok, az sonra zevk
almaya başlamıştım. Hatta yavaş yavaş inliyordum.
Biliyorum çok kötü birşeydi bu yaptığımız, ama resmen
sıtmaya tutulmuş gibi sarsıla sarsıla orgazm oluyordum.
Eniştem de amımdan akan zevk sularımı şapur şupur
yalıyor, “Ohhhh, harika amcığın var Aslı!” deyip duruyordu...
Ben artık kendimi salmıştım, birinci orgazmımın ardından,
Eniştem yalayarak beni ikinci orgazmıma doğru
yaklaştırıyordu ki, tam o anda merdivenlerde Annemlerin sesini
duyduk. Eniştem apar topar kalktı ve mutfağa geçti. Ben de
üstümü başımı düzeltip uyuyor numarası yaptım. Neye
uğradığımı şaşırmıştım,
ama çokta zevk almıştım, hatta içten içe Annemler niye erken
geldiler diye kızıyordum. Eniştem annemlere benim sarhoş
olduğumu ve uyuduğumu söyledi. Oysa ben Eniştemle
yaşadıklarımızı düşünüyordum. Tabii o gün annemin
çenesinden ve dırdırından kurtulamadım.
Aradan birkaç gün geçmiş, halen o gün olanlar aklımdan çıkmıyordu, kendime engel
olamıyordum bir türlü. Eniştemle en kısa zamanda
başbaşa kalmalıydım, ama bir türlü cesaret edemiyordum
buna. Ben bu düşüncelerle boğuşurken telefonum çaldı,
arayan Eniştemdi. “Efendim Enişte?” diye telefonu açtım.
Bana, “Seni özledim Aslı!” dedi sadece. “Ne diyorsun Enişte?” dedim.
“Neden o günden beri gelmiyorsun bize?” diye sitem etti. “Hangi günden bahsediyorsun Enişte?”
dedim. “Seninle çılgınlık yaptığımız
günden!” dedi. Enişteme diyecek laf bulamadım ve telefonu
suratına kapattım. O da bir daha aramadı. Şimdi o gün olanların
üzerine birde Eniştemin telefonda söyledikleri eklenmişti. Beni
özledigini söylemişti. Aslında ben de nedensiz bir arzuyla onu
istiyordum. Belki de bu yüzden kapattım telefonu suratına, bilmiyorum.
O konuşmanın üzerinden 1 hafta geçmişti ve ben Eniştemle
karsılaşmadım, o da aramadı. Fakat içim içimi yiyordu. Bu
şekilde devam edemezdim ve tüm cesaretimle telefona sarıldım.
Çalar çalmaz Eniştem açtı ve “Alo!” dedi. “Enişte canım cok
sıkkın! Annem de evde yok, 2 bira alıp gelirmisin?” dedim.
Eniştem hiç düşünmeden tamam dedi. Onun da bunu beklediği
belliydi. Aradan yarım saat geçmeden kapı çaldı. Hemen koşup
açtım. Eniştemin yüzünde şaşkın bir gülümseme
vardı, belli ki benden böyle birşey beklemiyordu. Bense halen kendime
inanamıyordum. Salona geçtik Eniştem biraları poşetten
çıkarıp açtı, birini bana uzattı, diğerini de kendi
içmeye başladı. Uzun bir süre hiç konuşmadık. Üzerimde
kısa bir şort ve askılı badi vardı. Eniştemin
gözleri bacaklarımdaydı. Farkındaydım, o da benim gibi
yanıyordu, ama ikimiz de konuyu açamıyorduk.
Bu arada biralarımız da bitmişti. En sonunda Eniştem, “Eee biralar bitti, halen
anlatmadın. Söyle bakalım canın neden sıkkın?” diye
sordu. İçimden (Canım sıkkın değil Enişte, o bir
bahaneydi, canım sikişmek istiyor!) diye geçirdim, ama bu
şekilde söylemek yerine, “Hiiççç... öylesine!” dedim geçiştirdim. Eniştem
anlamıştı sanki, “Yoksa sen de beni mi özledin?” dedi. “Olamaz
mı?” dedim. “Olur!” dedi ve ayağa kalktı, yanıma geldi,
ellerimden tutup beni de kaldırdı ve “Seni istiyorum Aslı!”
deyip dudaklarıma yapıştı. Ben de karşılık
veriyor, deliler gibi öpüşüyorduk. İçimden kendime
kızıyordum, ama çokta zevk alıyordum. Öpüşerek odama kadar geçtik.
Eniştem bir çırpıda badimi, sutyenimi çıkardı ve
göğüslerime yumuldu. Deli gibi yalıyor, emiyordu göğüslerimi.
Ben de kısık kısık inliyordum. Birden yatağa
yatırdı beni ve “Kaldığım yerden devam etmek
istiyorum!” deyip bir çırpıda şortumu ve külotumu çekerek
çıkardı. Amım su gibi olmuştu. Önce amımı elledi,
“Ohhhh yavrum benim, harikasın! Harika amcığın var!” dedi,
amımı parmaklayıp kokladı. Ben dayanamıyordum,
sabırsızlıkla, “Hadi yala, bitir beni Enişte! Hep seni
düşünüyorum!” dedim. Eniştem birden amıma yumuldu.
Amımı yalıyor, am dudaklarımı ısırıyor,
klitorisimi emiyor, dilini amımın içine sokup sokup
çıkarıyordu. En az yarım saat yaladı. Kaç kere
boşaldım hatırlamıyorum. Sadece, “Ohhhh, sik beni
enişte, hadiiii sok artık sikini, yeter!” diye inliyordum...
Eniştem de daha fazla dayanamadı,
“Tamam yavrum sikecem, azgın orospum benim!” diyerek soyundu. Yarağı
kazık gibi duruyordu. Bacaklarımı ayırıp arasına
yanaştı, yarağını eliyle tutup amımın
dudakları arasına yukarı aşağı sürtmeye
başladı. Amım zaten ıslaktı, şimdi
vıcık vıcık olmuştu ve biran önce sokması için
çıldırıyordum. “Hazırmısın yavrum?” diye sordu,
“Evet, hemde çoktan, hadi sokkk!” dedim. Eniştem yarağını yavaş yavaş
amıma sokarken öyle bir, “Ohhhh!” çekti ki, anlatamam. Ben zaten zevkten
bayılmak
üzereydim, sürekli inliyordum ve “Hadi hepsini sok, sik beni Enişte!”
diyordum. Ben öyle deyince eniştem hepsini birden kökledi ve
hızlı hızlı gidip gelmeye başladı. O şekilde
Enitemle 15-20 dakika falan sikiştik ve ben orgazmlarımın sayısını
unuttum...
Eniştem birden üzerimden kalktı ve “Domal!” dedi. Ben de hemen domaldım.
Arkama geçti ve bir
çırpıda amıma geçirdi o kocaman sikini. “Ohhhhhh!” diyebildim sadece.
Eniştem belimden sımsıkı tutmuş, kendine doğru hızla çekiyor, bir
yandanda yarağını amıma köküne kadar bastırıyordu. Kendimden geçmiş bir
şekilde inlerken, Eniştemin çıkardığı hırlama seslerinden onun da
boşalacağını anladım, “Sakın içime boşalma Enişte, korunmuyorum!” dedim.
Eniştem yarağını amımdan çıkarıp, “Dön ozaman!” dedi. Hemen ona dogru
döndüm ve beni bulutlara çıkaran o yarağı ağzıma alıp yalamaya başladım.
Çok geçmeden Eniştem de böğürerek ağzıma boşaldı. Bütün döllerini
yuttum ve biraz daha yaladım. Eniştem saçlarımı okşuyor, “Küçük orospum
benim, süperdin!” diyordu. “Sen de harikaydın Enişte!” dedim. Yatakta
birbirimize sarılıp biraz uzandıktan sonra, Eniştem kalktı, giyinip,
dudaklarımı öperek gitti. Ben de banyoya girdim.
O günden sonra artık Eniştemle arada bir buluşup sikişiyorum. Çok ayıp
biliyorum, ama o zevkten de vazgeçemiyorum. Şunu da belirtmeden
edemiyeceğim, 50 küsür yaşında olmasına rağmen Eniştem beni Ex Kocamın
eskiden siktiğinden çok çok daha iyi sikiyor. İşte böyle sex severler.
Sizin yazdıklarınız olmasaydı, ben de bu hikayeyi burda anlatmaya
cesaret edemezdim, hepinize çok teşekkürler!
Gönderen Can Candar zaman: 14:10 3 yorum
Etiketler: enişte seks hikayeleri
Komşumu siktim
Sonunda tatile çıkacağımız gün gelip
çatmıştı. Sabah saat 6:30 gibi uyandım. Bavulum zaten
hazırdı. Duşumu alıp giyindikten sonra, söz verdiğim
gibi saat tam 7:00’de Beyza’ların ziline bastım. Kapıyı
bana Aynur abla açtı ve şok oldum o anda. Aynur ablanın üstünde
tek parça kırmızı bir gecelik vardı. “Hoşgeldin
Emreciğim, gel içeriye!” dedikten sonra, arkasını dönerek
banyoya doğru yürüdü. Kalçaları ve tanga külodu gecelikten harika bir
şekilde belli oluyordu. Ben içeriye geçtim ve kapıyı
kapadım. Aynur abla, “Ben banyoya giriyorum canım, sen de
Beyza’yı kaldır!” dedi. “Tamam Aynur abla!” diyerek Beyza’nın
odasına gittim. Kapısı aralıktı.
Beyza kısa bir pijama altı ve askılı bir bluzla
yatıyordu. Kalçalarını iyice geriye attığından,
götünün şekli davetkar bir halde meydana çıkmıştı.
Beyza’nın kalçasını avuçlayıp biraz okşadım ve
pijama üzerinden poposuna bir öpücük kondurup, arkasına yattım.
Pantolonumun önüne çadırı kurmuştu, yarrağımı
kalçalarına dayayarak, kulağına, “Beyza! Hadi uyan!” diye
seslendim. Beyza dönüp, “Uyanığım zaten, kapının
zilini çaldığında uyandım!” dedi sırıtarak.
Birkaç dakika yatakta öpüştük, elleştik. Banyodan gelen su sesi
kesilince kalktık salona geçtik. Aynur abla banyodan bornozla
çıktı ve giyinmek için yatak odasına gitti. Bu sefer Beyza girdi
duş almak için. Az sonra Aynur abla giyinmiş halde odasından
çıkarak, “Emreciğim hadi gel mutfağa, biz kahvaltıya
başlayalım!” dedi. Beyza da duşunu aldıktan sonra geldi
kahvaltıya katıldı.
Kahvaltımız bitmek üzereyken Aynur ablaya telefon geldi. Aynur abla,
“Tamam, iniyoruz!” deyip telefonu kapadıktan sonra hep beraber
bavulları alıp aşağıya indik. Şirket
çalışanlarından bir eleman güzel bir araba getirmiş
aşağıda bekliyordu, arabayı Aynur anlaya teslim edip gitti.
Biz bavulları yerleştirdikten sonra, Aynur abla direksiyona geçti.
Ben de ön tarafa, Aynur ablanın yanına binecektim ki, "Araba kullanırken yanımda bir erkek olursa sinirli
oluyorum!" diyerek arkaya binmemi istedi. Bu benim Beyza’yla oynaşma
fırsatımı arttırmıştı, ama fazla birşey
yapamazdık, Aynur abla aynadan görebilirdi.
Yolculuğa başladıktan yarım saat sonra, Beyza Laptopuna
kulaklık takıp, kulaklığın bir tanesini de bana verdi,
diğerini kendi taktı. Böylece filmin sesi annesine duyulmuyordu, pornofilm
izlemeye başladık. Beyza’daki porno arşivi benim bilgisayarda
bile yoktu. Ben sağ tarafta oturuyordum, Laptop Beyza’nın
kucağındaydı ve ben rahat seyredeyim diye Beyza bana doğru
yanaşmıştı. Annesi aynadan baksa bile benim sadece belden
yukarımı görebilirdi. Filmi izlerken yarrağım kazık
gibi oldu. Fermuarı açarak yarrağımı çıkarttım,
Beyza da annesine çaktırmadan elini attı, yarrağımı
okşamaya başladı. Okadar heycanlıydı ki,
boşalmamak için zor tutuyordum kendimi.
Ama sonunda fazla dayanamayacağımı anlayıp
Beyza'nın elini çektim sikimden ve kola içmek için yanımıza
almış olduğumuz karton bardaklardan birini alıp içine
boşaldım. Yarağımı yerine yerleştirip
fermuarımı kapadım. Tam elimdeki döl dolu karton
bardağı çöp poşetine atacaktım ki, Beyza bardağı
elimden aldı ve "Kola doldururmusun Emre abi?" dedi.
İnanamıyordum, bu kız şeytana pabucunu ters giydiriridi
resmen. Doldurdum kolayı, fırlama Beyza da gözlerime baka baka içti
hepsini. Sonra da Filmden sıkıldığını söyleyerek
Laptopu benim kucağıma verdi ve kendisi sol tarafa, tam annesinin
koltuğunun arkasına yanaşıp, dışarıyı
seyrerdiyormuş gibi yaparak, elini amına attı ve okşamaya
başladı. Orgazm olana kadar da devam etti. Sonra uslu uslu oturduk.
2 saattir yoldaydık. Aynur abla, "Emre çok yoruldum, gel sen kullan
biraz!" dedi ve arabayı kenara çekti. Yer değiştirdik,
arabayı ben kullanmaya başladım. 2 saate bir yer
değişerek, en sonunda Antalya'daki otele vardık. Halit amca
hepimize ayrı ayrı birer oda tutmuştu, hiç bir masraftan
kaçınmamıştı. Hemen odalarımıza çıktık.
Odalarımıza yerleştikten sonra Aynur ablanın odasında
buluştuk. Aynur abla, "Ben aşağıda bir masaj
yaptıracağım, ardından gelir uyurum. Siz ne
yapacaksınız?" dediğinde, biz de,
"Dışarı çıkar dolaşırız herhalde, belki
biraz havuza girer geliriz." dedik.
Aynur abla odadan çıkar çıkmaz, ben Beyza'nın üstüne
atladım. Beyza zaten yatakta oturduğu için hemen üstüne yatarak
göğüslerini avuçladım ve bu arada öpüşmeye başladık.
İkimiz de uzun zamandır sikişmemiştik ve
yanıyorduk. Arabadaki boşalma beni kesmemişti ve bugün
Beyza'yı evire çevire sikecektim. Beyza'nın hemen üstündeki bluzü
çıkarttım ve südyensiz göğüslerine yapıştım.
Göğüslerinin her yerini yalamaya başladım. Uçlarını
arada bir sıkıyordum ve bir elimi de kısa eteğinin içine
sokmuştum, külodunun üstünden amıyla oynuyordum. Göğüslerini
bırakıp dudaklarına geçtim tekrardan ve yine ateşli bir
şekilde öpüşmeye başladık. Sonra Beyza benim pantolonumun
düğmesini açarak çıkarttı ve boxerımı da indirerek
sikimi ağzına aldı ve yalamaya başladı.
Harika bir şekilde yalıyordu ve sikimin hepsini boğazına
kadar alıp bastırıyordu. Çıkan sesler beni daha fazla zevke
getirmişti ve ben de Beyza'nın başından bastırarak
daha sert yalamasına yardım ediyordum. Beyza sikimi öyle 5 dakika
kadar yaladı ve ardından Beyza'yı tekrardan yatağa
çıkartarak mini eteğini tek hamlede çıkarttım. Külotunu da
yırtarcasına çıkarttıktan sonra hemen amına yumularak
yalamaya başladım. Amı zaten ıslanmıştı ve
ben yalamaya başlayınca Beyza iyice kendinden geçmeye başlamıştı.
Beyza'nın amının her yerini yalamaya çalışıyordum
ve dilimlede içine giriyordum. Bir elimle klitorisiyle oynamaya
başladım. Beyza ise kendini geriye atarak göğüslerini
avuçlamış sıkıyordu. Beyza'nın amını
yaladıktan sonra kalkarak yatağa yattım ve Beyza'yı üstüme
alarak 69 pozisyonuna geldik ve öylece amını yalamaya devam ettim.
Beyza da çılgınca benim yarrağımı yalıyordu.
Beyza'nın amını yalarken arada göt deliğine de geçiyordum ve
bu arada kalçalarını da okşuyordum. Beyza, "Hadi sok içime
artık, dayanamıyorum!" deyince, ben hiç pozisyonumu bozmadan
Beyza'yı bana sırtı dönük bir şekilde üstüme aldım.
Sikimi amına soktuğum anda Beyza kendini bırakarak hepsini bir
anda içine aldı.
Beyza orantısız bir şekilde inlemeye başladı ve ben de
onun belinden tutarak hoplamasına yardımcı olmaya
çalışıyordum. Arada o kadar şiddetli hopluyordu ki,
yarrağım amından çıkıyor, ama Beyza eliyle hemen içine
alarak hoplamaya devam ediyordu. Beyza bir süre daha öyle siktirdikten sonra
orgazm oldu. Beyza orgazmın verdiği rahatlamayla biraz
yorulmuştu, onu geriye doğru yatırarak öyle sikmeye
başladım. Yorulsa bile sikişmek istiyordu Beyza. Bu da benim
işime geliyordu, çünkü sikişsiz geçen kaç haftanın birikintisini
atacaktım. Beyza'yı birazda öyle siktikten sonra üzerimden alarak
yatağa sırt üstü yatırdım ve bir bacağını
alıp omzuma koyduktan sonra amına geçirerek sikmeye devam ettim. Bu
pozisyonda sertçe sikiyordum ve orgazmdan orgazma ulaştırıyordum
Beyza'yı.
Sonunda ben de boşalacağımı anladım ve içinden
çıkarak ağzına verdim sikimi. Ama ağzına
boşalmayacaktım, sadece biraz zaman geçirmek istiyordum. Beyza
yarrağımı yalarken ben de göğüslerini okşuyordum.
Sonra yine amına geçerek yalamaya başladım. Amını
biraz daha yaladıktan sonra, bu sefer Beyza'yı domaltıp,
kayganlaşmış sikimi götüne dayadım ve bir hamlede soktum
götüne. O esnada Beyza öyle bir, "Ahhhh!" çekti ki, içim gitti
resmen. Yine de sertçe götüne pompalamaya başladım. Beyza'nın
sıcacık ve dar göt deliğinin içinde deli gibi gidip geliyordum.
Fakat artık fazla dayanacak halim kalmamıştı, en sonunda
tamamen yüklenerek Beyza'nın götüne oluk oluk boşaldım. Bir süre
öyle kaldık, sonra yatağa uzandık, birer sigara yaktık.
Sigaralarımızı içerken tedirgindim, Beyza'ya, "Annen gelip
bizi böyle görmesin?" dedim. Ama Beyza hiç istifini bozmadan, "Annem
şu anda kim bilir kimlere siktiriyordur kendini!" dedi. Ben tabii
şok oldum, "Saçmalama!" dedim. Beyza bana bakıp güldükten sonra,
"Ne sanıyorsun amına koyum? Babam sürekli iş nedeniyle ülke
ülke, şehir şehir dolaşıyor, gittiği yerlerde sikmediği
karı kız kalmamıştır! Annemin de rahatlaması için
birileriyle sikişmesi şart, senenin 6 ayı sikişmeden duracak
hali yok ya!" dedi. Ben ne diyeceğimi bilemez haldeydim. Beyza
sigarasından bir fırt çektikten sonra başını
göğsüme koyup, "Aslında annemin seninle sikişmesini çok
isterim, senin annemi tam anlamıyla tatmin edeceğinden eminim!"
dedi. Beyza'yı tanıdığım kadarıyla bu
anlattıklarında gayet samimiydi.
Sigaralarımız bitince Beyza elbiselerini giyinmek için yataktan indi, ama ayağa
kalkmasıyla yatağa oturması bir oldu. "Beni götten
sikişinde hep böyle oluyorum amına koyum. Senden önce hiç götten
yapmadığım için oluyor herhalde. Ama artık biraz daha az
acıyor!" dedi. Ben hemen kalktım ve elbiselerini getirdim, önce
onun giyinmesine yardım ettim, sonra ben de giyindim.
Annesinin odasından çıkmadan önce, otelin manzarasına bakmak
için birlikte balkona çıktık. Otelin bahçesi çok büyüktü ve otelin
özel plajına kadar uzanıyordu. Bahçede 3 adet de küçüklü büyüklü
yüzme havuzu vardı. Büyük havuzun kenarındaki bara ilişti gözüm,
çok kalabalıktı, bir sürü bikinili hatun vardı. Beyza'ya hatunları
gösterip, "Ben bu oteli çok sevdim, fıstık gibi hatunlar
var!" dedim. Bu lafımın üzerine Beyza, "İstersen sana birkaç
tane kız ayarlarım!" dedi. Beyza'ya bakınca, "Ne
bakıyorsun öyle amına koyum? Ciddiyim!" dedi. Ben de,
"Ayarla ozaman amına koyum!" dedim.
İkimizde de hem yol yorunluğu, hemde sikiş yorgunluğu
vardı. Vakit te geç olmuştu, odalarımıza
dağıldık. Duşumu aldıktan sonra, daha
yastığa kafamı koyar koymaz uykuya dalmışım.
Gönderen Can Candar zaman: 14:03 3 yorum
Etiketler: komşu seks hikayeleri
Komşu sikiş hikayem
Kapıyı
açtığımda Beyza elinde bir poşetle karşımda
duruyordu. Şaşırmıştım, “Hayırdır?”
dedim. Gülerek, “Beni içeri davet etmeyecekmisin?” dedi. Hemen içeriye
aldım ve salona geçtik. Beyza’nın yürüyüşü
değişmişti, “Oklava yutmuş gibi yürüyorsun!” diyerek
takıldım. O da, “Oklava yutmadım, ama oklava gibi yarrak yedim
amına koyum!” diyerek koltuğa yavaşça oturdu ve oturmasıyla
birlikte, “Ahhh! Götüm acayip sızlıyor amına koyum!” dedi. Ben
halen Beyza’nın niye geldiğini merak ediyordum, “Anlatsana, ne
işin var bu saatte?” dedim. “Babamlar telefon etti, düğünden geç
geleceklermiş. Ben de bu gece kızarkadaşımda
kalacağım diyerek izin aldım! Bu gece burdayım, senin için sorun olmaz dimi?” dedi. “Niye sorun
olsun ki?” dedim. “Ne bileyim, sevgilin falan gelmez dimi?” dedi. “Yok,
sevgilim falan yok!” dedim. Beyza bu cevabıma sevinmişti, “İyi
iyi! Bak ne getirdim!” diyerek elindeki poşeti verdi.
Beyza bana gelmeden önce markete
uğramış, en kalitelisinden bir şişe Viski
almış. Ben de kalkıp mutfakta, meze, çerez falan
hazırladım, buz ve kola getirdim. Masayı kurup içmeye
başladık. Beyza’ya sordum, “Yarın Pazartesi, sen okula
gitmeyecekmisin?” diye. “Yok ya gitmeyecem amına koyum! Okulun
kapanmasına 3 hafta falan kaldı, zaten herkes asıyor okulu!”
dedi. İçkilerimizi yudumlarken, ben bir elimi Beyza’nın
bacağına, amına yakın bir yere koyup okşamaya
başladım. Yarağım sertleşmişti. Arada sırada
öpüşüyorduk ve içmeye devam ediyorduk. İçkinin verdiği
rahatlık ikimizde de hissediliyordu. Beyza da elini önüme atmış,
yarağımla oyunuyordu. Bir ara gözlerimin içine sinsi sinsi bakıp
sırıtarak, “Bir kız daha istermisin?” dedi.
Bu soru kaşısında
afallamıştım. “Ne kızı?” diye sorduğumda, Beyza,
“Sikmek için diyorum, bir kız daha istermisin diye soruyorum!” dedi. Cevap
vermeden önce Beyza’nın ne yapmaya
çalıştığını çözmeye çalışıyordum.
Beyza bu birkaç saniyelik suskunluğumu başka birşeye
yorumlamış olmalı ki, “Bana bak, sen de beni siken herkes gibi,
bana aşık olduğunu, beni sevdiğini falan söyleyip
herşeyi piç etme amına koyum! Çağırayım mı
kızı, ne diyorsun?” dedi. Bende artık film kopmuştu,
“Çağır gelsin amına koyum!” dedim. Beyza hemen telefonunu
aldı ve birini aradı, “Bizim dairenin tam karşısındaki
daireye gel!” dedi. Beyza telefonu kapatınca, “Kim bu gelecek
kız?” diye sordum. “Gizem, okuldan bir arkadaşım, iki sokak
ilerde oturuyor. Güzel kızdır, esmer güzeli. Taş gibi de götü
var orospunun!” dedi.
Beyza bu dediğiyle beni iyice heyecanlandırmıştı.
Ben gelecek kızı merakla beklerken, Beyza’yla ufaktan içkimizi
yudumluyor ve öpüşmeye, elleşmeye devam ediyorduk. Aradan
15-20 dakika falan geçtikten sonra nihayet kapının zili çaldı. Heyecanla
kalkıp kapıyı açtığımda, karşımda 1.80
boylarında, esmer, büyük göğüsleri ve çıkık kalçaları
olan acayip çekici bir kız duruyordu. “Merhaba ben Gizem, Beyza burada
mı?” dedi. Nerdeyse güzelliği kaşısında dilim
tutulacaktı, zor bela, “Evet, içerde, geç!” diyebildim. Beyza da bu arada
Gizemi karşılamak için salonun kapısına kadar
gelmişti, “Nerde kaldın orospu, sana taş gibi yarrak buldum!”
dedi ve Gizem’in dudaklarına yumuldu. İkisinin de elleri birbirinin
kalçalarını okşayarak, ayakta 3-4 dakika dudak dudağa
öpüştüler. Ben yanlarında dikilmiş, hayretle bu manzarayı
seyrederken, o kadar tahrik olmuştum ki, benim yarrak anında
çadırı kurmuştu. İzlerken nerdeyse boşalacaktım.
Beyza Gizem’le öpüşmeyi
bırakıp, elini eşofmanıma attı, boxerimle birlikte
indirdi ve yarrağımı ortaya çıkardı.
Yarağımı tutup, Gizem’e, “Nasıl, dediğim kadar
varmıymış?” diye gösterdi. Gizem de, “Harbiden
kalınmış!” diyerek, elini yarrağıma attı ve
sıvazlamaya başladı. Gizem yarağımla ilgilenirken,
Beyza da şimdi benle öpüşüyordu. Salonun girişinde
ayaktaydık, Beyza solumda, Gizem sağımda dikiliyordu. Bir elim
Beyza’nın götünde, diğer elim de Gizem’in götündeydi. Sonra Gizem
yere çömelip yarrağımı yalamaya başladı.
Saçlarını tutup Gizem’in kafasını yarrağıma
doğru bastırıyordum. Gizem de Beyza gibi 17’sinde anca
vardı, ama 40 yıllık orospular gibi profesyonelce yalıyordu
yarağımı. Beyza da benle öpüşmeyi bırakıp
çömeldi, o da yalamaya başladı. İki tane fıstık gibi
kız önümde çömelmiş, yarağımı yalamak için
yarışıyordu sanki. Müthiş bir manzaraydı.
Müdahale etmesem beni
boşaltana kadar yalayacaklardı. İkisini de saçlarından
tutup ayağa kaldırdım ve yatak odama götürdüm. Üzerimde kalan
tek parça giysi olan tişörtümü de çıkarıp, soyunmakta olan
kızlara yardım ettim. Onlar da benim gibi çırılçıplak
kalınca, ben ortalarında olmak üzere yatağa uzandık. Bir
Gizem’in göğüslerini, bir Beyza’nınkileri yalıyordum.
İkisinin de göğüsleri sert ve dimdiktiler. Sonra Gizem’i yüzüstü
yatırdım ve kalçalarını okşamaya, yoğurmaya
başladım. Gizemin pamuk gibi beyaz götü vardı, resmen hayran
kalmıştım. Dayanamadım, poposuna birkaç şaplak
attım, anında kızarmıştı. Kızaran yerlerini
öpüyor, hafif hafif ısırıyordum. Gizemi tekrar sırt üstü
çevirdim ve amını yalamaya başladım. O sırada Beyza
yine Gizem’le öpüşmeye başladı. Gizem zevkten uçuyor
olmalıydı.
Az sonra Gizem Beyza ile
öpüşmeyi bırakıp, “Yarrağını sok amıma, hadi!”
dedi bana. Ben Beyza’ya sorarcasına baktım, Beyza
anlamıştı derdimi, “Merak etme bakire değil, istediğin
gibi sikebilirsin orospuyu!” dedi. Duymak istediğim şey buydu,
yarrağımı Gizem’in amına getirip, bir hamlede soktum. Gizem
ufak bir çığlık atınca, Beyza Gizem’e, “Sus orospu,
kalın yarak diye ölüyordun ya amına koyum!” deyip, eliyle
ağzını kapadı. Ben Gizemin amına girip çıkmaya
başladığımda da, Beyza Gizem’in suratına otur gibi çömelip,
amını ağzına dayadı. Beyza’ya 69 olmasını
söyledim. Beyza yüzü bana doğru Gizemin üzerine yattı. Ben de
yarrağımı Gizem’in amından çıkarıp Beyza’nın
ağzına veriyor, yalatıp sonra yine Gizemin amına
sokuyordum.
Gizem bir süre sonra inleyerek Orgazm oldu. Şimdi yarrağım
vıcık vıcık olmuş amına daha kolay girip
çıkıyordu. Gizemi biraz daha siktikten sonra amından
çıktım. Beyza’yı, zevkten bayılmış gibi yatan
Gizem’in yanına yatırdım ve amını yalamaya
başladım. Beyza’nın amını yalarken göt deliğini
de parmaklayarak açıyordum. Zaten sikim aşırı kaygan
olmuştu, götünü biraz daha parmakladıktan sonra
yarrağımı Beyza’nın göt deliğine dayadım ve
ittirmeye başladım. Yarrağım götüne girerken Beyza
çığlık atacak gibi olduysa da, parmaklarımı ağzına
sokarak susturmaya çalıştım. Yarrağımın hepsini
götüne soktup içinde biraz bekledim. Beyza’nın götü biraz
alışınca sikmeye devam ettim. Her dibine kadar sokuşumda
Beyza böğürür gibi ses çıkarıyordu. Bir süre sonra
Beyza’nın götünden çıktım ve amına girmeye
başladım. Arada bir amından çıkıp götüne, götünden
çıkıp amına sokuyordum ve Beyza bundan acayip zevk
alıyordu. Beyza Orgazm olunca, ben de fazla dayanamadım ve
göbeğine, göğüslerine doğru fışkırarak
boşaldım.
Beyza yarağımı
yalayıp temizledikten sonra, banyoya duş almaya gitti. Gizem’i
kendime doğru çekip yüzüstü çevirdim ve kalçalarını öpmeye
başladım. Yastıklardan birini karnının altına
koydum. Götü dikilmişti şimdi, götünün yanaklarını
ayırıp, göt deliğini yalamaya başladım.
Yarağım yeniden sertleştiğinde Gizem’in muhteşem
götünü de sikecektim. Dilimi götüne her soktuğumda, Gizem zevk
aldığını belli eden inlemeler çıkarıyordu. Daha
sonra dilimin yerini parmağım aldı. Daha önce götten
siktirdiği hemen belli oluyordu, iki üç parmağımı sokuyordum ve
gıkı çıkmıyordu. Gizemin götünü parmaklarken, Beyza da
duşunu almış yanımıza gelmişti. Beyza Gizem’in
poposuna bir şaplak atıp, “Hadi iyisin orospu, götten de yiyeceksin!”
dedi. Parmaklamayı bırakıp, Beyza’ya Gizem’in götünü
yalattırmaya başladım ve bir süre öyle izledim. Acayip tahrik
ediciydi, yarrağımın yeniden sertleşmeye
başladığını hissediyordum.
Sonra Beyza’nın
saçlarını elimle toplayıp, yarrağımı
ağzına verdim ve sakso çektirmeye başladım.
Yarrağım iyice kalktıktan sonra Beyza’ya Gizem’in götünün
yanaklarını ayırmasını söyleyip, Gizemin götüne
yanaştım. Yarrağımın başını göt
deliğine dayayıp bir hamlede soktum.
Yanılmamıştım, Gizem’in götü yarak yemeye
alışıktı, ağzından sadece derin bir, “Ohhhh!”
çıkmıştı. Kasıklarından tutarak Gizem’in götünü
sikmeye başladım. Beyza arada sırada yarağıma ve
Gizem’in göt deliğine tükürüyordu. Bir ara Beyza arkama elini atıp,
taşaklarımı avuçladı ve yoğurmaya başladı.
Müthiş bir duyguydu, acaip zevk alıyordum ve gittikçe
hızlanıyordum. Gizemin götünü saatlerce sikmek isterdim, fakat fazla
dayanamadım ve böğürerek götüne boşaldım. İçinde biraz
daha kalıp götünden çıktım ve kendimi yatağa attım.
Gizem halen ufak ufak inliyordu. Biraz dinlendikten sonra Gizem’le
duşumuzu aldık. Sonra üçümüz birlikte yatarak uyuduk.
Sabah mutfaktan gelen çatal kaşık tabak sesleriyle uyandığımda
yatakta tek başımaydım. Biraz sonra kızlar gelip beni
kahvaltıya çağırdılar. Üzerlerinde sadece tişört ve
altlarında tangaları vardı. Kalktım, boxerimi giydim, elimi
yüzümü yıkayıp mutfağa geçtim, beraber kahvaltı
yaptık. Kahvaltıdan sonra bunları birer kez daha siktim ve
gönderdim.
Akşama doğru Beyza beni
aradı ve damdan düşer gibi, “Sana iş buldum, hemde babamın burdaki
şirketinde!” dedi. Ben de, “Teşekkür ederim, ama torpille gireceğim
bir işi kabul edemem!” dedim. Beyza, “Yapma işte böyle amına
koyum! Hem torpil değil ki bu! Bu sabah sen uyurken Gizem’le
ortalığı biraz toprlayalım dedik, salonda senin
şirketlere gönderdiğin bir müracaat formunu bulunca, yanıma
aldım ve bugün babama gösterdim. Babam da okuyup, vasıflarını
uygun buldu ve seni işe almaları için personel şefine talimat
verdi, 3.500 TL maaşla başlayacaksın! Çarşamba
günü personel şefiyle usulden bir mülakat yapacaksın! Tamam mı?”
dedi. Bir süre düşündükten sonra kabul ettim.
Çarşamba günü Halit amcanın Ataşehir’deki şirketine giderek
personel şefiyle görüşmeye girdim. Oradaki mülakatı da geçtikten
sonra, Beyza’nın dediği gibi 3.500 TL maaşla işe
başladım. Artık her gün işe gidiyordum ve düzenli bir
hayatım olmuştu. Dayımı da arayarak, artık işe
girdiğimi haber verdim. Dayım çok sevindi.
Bir ay falan sonra, Halit amca beni evlerine akşam yemeğine
çağırdı, konuşmak istediği bir konu varmış. Yemekte
Halit amca, “Emreciğim, bizimkiler yaz tatiline gitmek için yanıp tutuşuyorlar,
ama ben yarın Almanya’ya gitmek zorundayım. Sana şirketten izin
çıkartacağım ve sen bizimkilerle 2 haftalık bir tatile
çıkacaksın, tamam mı? Merak etme tatil süresince
maaşın devam edecek!” dedi. Ben hemen, “Tamam Halit bey!” dedim. O
da, “Sadece işyerinde Halit bey dersin, burada Halit amca diyebilirsin!”
dedi. Tatile bir hafta sonra çıkacaktık.
İşe başladığımdan beri Beyza’yı (veya Gizem’i) birdaha sikememiştim,
azgınlıktan kuduruyordum resmen. Ama tatile çıkınca ilk
fırsatta çok fena sikecektim Beyza’yı!
Gönderen Can Candar zaman: 14:02 1 yorum
Etiketler: komşu seks hikayeleri
Komşu sikiş hikaye - Seks Hikayeleri 1
Merhaba, ben Emre. Şu anda 27
yaşındayım. 1.86 boyunda, mavi gözlü, buğday tenli ve atletik
vücutlu biriyim. Yakışıklı olduğum çevrem
tarafından hep söylenir. Aslen Sivaslıyım, ama Liseyi bitirip,
İstanbul’daki bir Üniversite’yi kazanınca, mecburen İstanbul’a
gitmek zorunda kaldım. İstanbul’da dayım vardı.
Öğrenci yurdunda kalacağımı söylediğimde, dayım,
“Oğlum ne işin var yurtta, kal işte bizde, burası senin
evin!” dedi. Ben rahat edemeyeceğimi söylediğimde, “Ozaman sana bir
daire kiralayalım, tüm masraflarını da ben üstleneceğim!”
dedi. Dayım İstanbul’a ilk geldiğinde aldığı
arsaların prim yapmasından dolayı büyük paralar vurmuştu.
Ben okula kayıtla falan uğraşırken, dayım bir daire kiralamış,
dayayıp döşemişti bile. Evde ihtiyacım olan herşey
vardı. Evin anahtarlarıyla birlikte 400 Lira da para
sıkıştırdı elime, “Lazım olur!” dedi.
Sağolsun dayımın tüm giderlerimi karşılaması
sayesinde, kendimi derslere vermiştim. Karıya kıza
takılmadan ve 4 sene ineklemenin sonunda başarılı bir
şekilde Üniversiteyi bitirdim. Ama piyasadaki iş
sıkıntısı yüzünden sağlam bir işe giremiyordum.
İstediğim şirketler beni kabul etmiyor, ya da komik maaşlar
öneriyordu ve benim o maaşla geçinmem imkansızdı. Dayım
halen harçlığımı bol bol verdiğinden, iyi bir iş
bulana kadar aramaya devam ediyordum. Tabi bu süreçte, evde eskisinden fazla
takılmaya başlamıştım ve dolayısıyla
komşularımla da biraz tanışmıştım.
Binada oturanların hepsi
varlıklı insanlardı. Komşularımdan Aynur abla, 30’lu
yaşlarda ve çok bakımlı bir kadındı. Aynur
ablanın kocası Halit abi ise 50’li yaşlardaydı ve gerçekten
çok zengin bir adamdı, bir o kadar da babacandı. Bunların bir
kızı vardı, Beyza, 17 yaşında Liseli bir
çıtırdı. Beyza, siyah saçlı, beyaz tenli, yaşına
göre dolgun göğüsleri ve kalçaları olan harika bir kızdı.
Rahat yetiştiği hemen belli oluyordu, hep açık kıyafetler
giyer, annesi veya babası giyim yönünden onu kısıtlamazdı.
Beyza’nın o insanı çıldırtan götüne bitiyordum resmen.
Cuma akşamıydı,
evde oturmuş bira içiyordum. Kapım çalındı.
Kapıyı açtığımda, karşımda,
şıklığıyla binadaki tüm kadınlara taş
çıkartan Aynur abla ve kızı Beyza duruyordu. Aynur abla,
“Nasılsın Emre? Müsaitsen biraz konuşabilirmiyiz?” dedi. Hemen
içeriye davet ettim. Oturunca, “Senden bir ricam var Emre, Beyza da senin
bitirdiğin bölümü istiyor ve seneye sınava girecek. Onu çalıştırırmısın?”
dedi. Ben hiç düşünmeden, “Tabii ki çalıştırırım
Aynur abla!” dedim ve hangi günler müsait olduklarını sordum. Aynur
abla, “Cumartesi ve Pazar günleri, saat 11:00’den sonra
çalıştırırsın!” dedi. Biz konuşurken, Beyza’nın
telefonuna bir mesaj geldi ve izin isteyerek kalktı gitti. Aynur abla,
“Gitmesi iyi oldu, seninle ders ücretini konuşacaktım, Beyza’nın
parasal konuları duymasını istemiyorum!” dedi. Ben, “Ne ücreti
efendim, ücret falan istemem, hatırınız yeter, komşuyuz!”
dedim.
Aynur abla, “İstemeyeceğini biliyorum, ama sende hatırım
varsa ücretini alırsın. Haftalık 500 Lira uygun mu?” dedi.
“Gerçekten ücret istemiyorum, hem o para çok çok fazla!” dedim. Ama Aynur abla,
“İtiraz istemiyorum!” dedi ve kalktı, giderken de extradan 300 Lira
bıraktı, “Bu da şimdiden sana teşekkür ücretimiz olsun!”
diyerek gitti. Benim bu paranın hakkını vermem için kendimi iyi
yormam gerekecekti. Yarınki ilk dersimde zinde olmak için, bira içmeyi
bırakarak, saat gece 22:00’ye gelmeden yattım.
Cumartesi sabahı erkenden
kalktım, duşumu aldım, traşımı oldum, en güzel
kıyafetlerimi giyindim, parfümümü sıktım ve iyi bir
kahvaltı yaptım. Ne de olsa ilk öğretmenliğime
başlayacaktım. Saat tam 11:00’de karşı dairede oturan Aynur
ablaların ziline bastım. Kapıyı bana Aynur abla açtı,
“Hoşgeldin Emreciğim, geç, Beyza içerde, odasında!” dedi.
Kapısını tıklatıp içeriye girince Beyza’yı
gördüm, altına kısa bir etek, üstüne de yeşil bir tişört
giymişti. “Hoşgeldin!” diyerek ayağa kalktı,
tokalaşmak için elini uzattı. Yanaklardan öpüşürken parfümü beni
tahrik etmişti. Dün annesiyle bana geldiklerinde gayet soğuk ve resmi
davranan Beyza’nın, şimdiki bu samimiyetine hem
şaşırmıştım, hemde sevinmiştim doğrusu.
Annesinin babasının yanındayken uslu kız çocuğunu
oynuyordu bu Beyza!
Derse hemen başladık.
Aynur
abla da sürekli bize çay, bisküvi falan getiriyordu. Annesi odaya
girdiğinde Beyza hemen ciddileşiyor, annesi odadan çıkınca
ise saçıyla başıyla oynuyor, gözlerimin içine bakarak
dudaklarını ıslatıyordu. 2 saat kadar
çalıştıktan sonra dersi bitirdim ve “Bugün bu kadar yeter,
yarın yine aynı saatte gelirim ve bu konuyu bitiririz, sana ödev
veririm, öbür haftaya da kontrol ederim!” dedim ve kalktım. “Tamam!”
diyerek yine tokalaştı ve yanaktan öpüştük. Odasından
çıktığımda, Aynur abla sordu, “Nasıl, kapacak mı
birşeyler?” diye. Ben de, “Gerçekten zeki bir kız, kendini biraz daha
verirse istediği bölüme girer!” dedim ve vedalaşıp
ayrıldım ordan. Eve gittiğimde Beyza’yın o götünü
düşünerek 2 posta 31 çektim ve yarım kalan uykuma devam ettim.
Pazar günü yine saat 11:00’de
gittim. Bu sefer kapıyı bana Beyza açtı ve hiç
tokalaşmadan, yanaktan öpüşmeden, “Gel Emre abi, biz de
kahvaltıdaydık!” dedi. İçeriye girip, Halit amcaya,
“Kahvaltınızda rahatsız etmek istemezdim, olmazsa gideyim,
birazdan gelirim...” dedim. Ama Halit amca ayağa kalkıp, “Gel otur
oğlum, kahvaltı yap bizimle! Zaten birşeyler
konuşacağım senle!” dedi ve zorla oturttu.
Beyza bana da tabak koyarken,
evde kahvaltı yaptığımı, sadece bir bardak çay
içebileceğimi söyledim. Beyza’ya kaçamak bakışlarla
bakıyordum. Yine kısacık bir etek giymişti, gerçi
kalçalarını tümden kapatıyordu, ama yine de tahrik ediciydi.
Beyza’ya bakarken annesine babasına yakalanmamak için,
bakışlarımı mutfaktaki eşyalara yönlendirmiştim. Halit
amca söze girdi, “Emreciğim, biliyorsun benim Almanya’da bir
şirketim var. Yakında Almanya’ya gitmem gerekiyor. Sen
saygılı ve güvenilir birisin, Aynur ablan ve Beyza sana emanet, ben
yokken göz kulak ol onlara, tamam mı?” dedi. “Tamam Halit amca, merak etme
sen!” dedim. Beyza’nın kahvaltısı bitince, derse başlamak
için odasına geçtik.
Derse başladık, ama
Beyza yine saçıyla başıyla oynamaya
başlamıştı. Beyza verdiğim soruları çözerken, ben
de Beyza’nın tişörtüne zor sığan göğüslerini
kesiyordum. Bir ara Beyza kalemini düşürdü ve kalem dolabın
altına doğru gitti. Beyza kalkıp, resmen önümde domalarak,
kalemi almaya çalıştı. Altına giydiği tanga külotuna
kadar görüyordum ve benim yarak çadırı kurdu tabii. Biraz
aradıktan sonra kalemi buldu. Bana bakarak sinsice güldükten sonra yerine
oturdu ve tekrar derse devam ettik. Ama benim aklım o tangalı götünde
kalmıştı.
Yaklaşık 45 dakikadır
ders yapıyorduk ki, Aynur abla beni çağırdı. Şık
bir kıyafet giymiş, makyaj yapmış, süslenmiş
püslenmişti. “Emreciğim, biz çıkıyoruz, Halit’in bir akrabasının
düğününe gideceğiz, siz çalışmaya devam edin!” dedi ve
elindeki zarfı verdi, “Ücretin burada!” dedi. Zarfı aldım,
teşekkür edip Beyza’nın yanına geri döndüm. Dış
kapının kapanma sesiyle birlikte, Beyza hemen kalktı, “Kısa
bir ara verebilirmiyiz, birşeyler içmek istiyorum!” diyerek odadan
çıktı. Az sonra da
seslendi, “Mutfağa gelsene, sen ne içmek istiyorsun?” diye. Kalktım
gittim yanına. Dolaptan kola çıkarmıştı. “Ben de kola
içeyim ozaman.” dedim. Bana da bir bardak doldurup verdikten sonra pencereden
baktı, “Gittiler! Dur, kolanın içine biraz babamın viskisinden
koyalım! Bizimkiler yokken ara sıra yapıyorum, çok güzel oluyor!” dedi,
cevabımı beklemeden salona gitti.
Viski şişesini kaptı geldi,
ikimizin kolasına da biraz viski ekledi. Büyük bir yudum aldıktan sonra,
“Sigaran varmı, versene, yanında iyi gider!” dedi.
Yanılmamıştım, annesinin babasının yanında
uslu kızı oynuyordu. Ama bu kız fırlamanın önde
gideniydi, Şeytana pabucunu ters giydirirdi. Sigara paketini ve
çakmağı cebimden çıkardım, “Annen baban biliyor mu
içtiğini?” diye sordum. “Manyakmısın, bilmiyorlar tabii ki!”
deyip paketi ve çakmağı elimden aldı ve “Uyuzluk yapıp
söylemeyeceksin dimi?” diyerek bir sigara yaktı. Bir fırt çekip
dumanı üfledi ve yaktığı sigarayı bana verdi, kendine
birtane daha yaktı. İyice kanaat getirmiştim, bu kızdan
herşey beklenirdi. Sigaralarımızı ve viskili
kolalarımızı içerken, “Keşke okuldaki hocalar da senin gibi
olsa, çok kafa adamsın, üstelik çok yakışıklısın!”
dedi. “Teşekkür ederim, ama şimdi dersimize dönelim, hadi söndür
sigaranı!” dedim. Sigaralarımızı söndürüp, içeceklerimizi
bitirdik ve dersin başına döndük.
Bir saat daha
çalıştıktan sonra, ödevlerini verdim ve gitmek için izin
istedim. Beyza beni kapıya kadar uğurlamak için önümden gidiyordu.
Koridorda götünü kıvırtarak yürürken, benim yarak yine çoktan
kalkmış, çadırı kurmuştu. Tam dış
kapıya yaklaşırken Beyza (kasıtlı olarak) birden
durunca, ben de onun arkasına yaslanmak zorunda kaldım ve direk gibi
dikilmiş yarağım götüne dokundu. Beyza, “Biliyordum!”
diyerek döndü ve elini önüme attı, pantolonumun üstünden sikimi tuttu. Ben
şaşkınlıktan birşey diyemeden, Beyza kemerimle
pantolonumun düğmesini açarak, elini boxerimden içeriye soktu ve
yarrağımı okşamaya başladı.
Afallamam geçince Beyza’nın dudaklarına
yumuldum. Düne kadar götünü düşünerek 31 çektiğim kızla
sevişmeye başlamıştım. Acayip tahrik olmuştum ve
yarrağım da Beyza’nın elinde zonkluyordu. Beyza öpüşmeyi
bırakıp, “Rahatlatalım şunu!” dedi, pantolonumu boxerimle
birlikte dizlerime kadar indirdi. Yarrağımı görünce
şaşırmıştı, “Oha, bu ne böyle!
Okuldakilerinkinden hem uzun hem kalın!” diyerek önümde çömeldi ve
yarrağımı biraz inceledikten sonra ağzına alıp yalamaya,
emmeye başladı.
Yarrağımı harika yalıyordu, acayip zevk alıyordum.
Arada yarrağımı ağzından çıkartıyor ve 31
çekmeye başlıyor, o arada taşaklarımı yalıyordu.
Yarrağımı tekrar ağzına aldığında fazla
dayanamayacağımı anladım ve Beyzanın
kafasını iki elimle tutup kendime doğru çektim ve böğürerek
ağzına patladım. Döllerimin çoğu gırtlağından
direkt midesine gitti. Boşalmamın bitmesi oldukça uzun sürmüştü,
Beyza tam bitti diye düşünürken yeniden fışkırıyordu
döllerim. Küçücük ağzına büyük gelen yarrağımı
gırtlağına kadar bastırdığım için, Beyza
zorla nefes alıyor, öğürüyor, gözlerinden yaş geliyordu.
Bacağımı çimdikleyince yarrağımı
ağzından çektim.
Beyza derin bir nefes alıp, “Havyan,
öldürecektin beni!” dedi. Ben tam özür dileyecekken, Beyza gülümseyerek, “Az
kalsın boğuluyordum, birdaha yapma böyle!” dedi. Sonra
yarağımın başına tükürdü ve yarağımı 31
çektirir gibi sıvazlamaya başladı. Gözlerime bakıp
sırıtmaya başlayınca, “Ne oldu, neden
sırıtıyorsun?” diye sordum. “Bunu okuldaki kızlara anlatsam
inanmazlar amına koyum! Eminim hiçbiri böylesini görmemiştir!” dedi.
Yarağımı biraz daha sıvazladıktan sonra, “Hadi
yıkayalım şunu, işimiz bitmedi daha bununla!” dedi. Ben
pantolonumu ve boxerimi tamamen çıkardım ve banyoya gittik. Ben
yarrağımı yıkarken, Beyza da ağzını yüzünü
yıkadı. Ardından elimden tutarak beni odasına
götürdü.
Beni
ittirerek sırtüstü yatağa yatırdı. Ardından
bacaklarımın arasına geldi ve yatakta domalarak, inik
yarrağımı yalamaya başladı tekrardan. Ben arada başımı
kaldırıp Beyza’nın yalayışına bakıyordum.
Beyza bir süre yarrağımı yalayıp kaldırdıktan
sonra bıraktı ve gömleğimin düğmelerini çözmeye
başladı. Ben bu arada doğruldum ve Beyza’nın üzerindeki
tişörtü çıkartarak, südyeninin üstünden göğüslerini
okşamaya başladım. Dik ve beyaz göğüsleri, çoğu
yetişkin kadınınkinden daha büyük ve güzeldi. Südyenini
çıkarttım ve göğüslerini yalamaya başladım.
Göğüslerinin uçlarını yalıyor ve
ısırıyordum. Bu arada Beyza’yı kaldırıp
kucağıma oturttum ve kalçalarını yoğurmaya
başladım.
Beyza’nın göğüslerini bir süre
yaladıktan sonra önümde çömelttim ve yarağımı
göğüslerinin arasına sokarak git gel yapmaya başladım. Sonra
Beyza’yı elinden tutup kaldırdım ve yatağa
yatırdıktan sonra eteğini çıkarttım ve külotunun
üstünden amıyla oynamaya başladım. Bir süre amını külotunun
üzerinden yaladıktan sonra külotunu çıkardım. Pespembe ve yeni
traşlanmış bir amı vardı, hemen yalamaya
başladım. Şimdiden amı sulanmıştı bile. Amını
yalarken arada klitorisini emiyor, yalıyor ve dil atıyordum. Beyza
kudurmuş gibi inliyor, “Hadi yarağını sok!” diyordu. Yarrağımın
başını tükürükleyip amına getirdim, ama o anda bakire olup
olmadığı aklıma takılınca geri çektim ve “Bakire
misin?” diye sordum. “Hayır değilim, sok hadi!” dedi.
Beyza’nın amına yarrağımı yeniden dayadım ve tam
yüklenecekken, “Seninki çok büyük, lütfen yavaş sok!” dedi. “Tamam!” dedim
ve yarrağımı yavaş yavaş içine sokmaya
başladım. Her ilerleyişimde, Beyza biraz daha yüksek
sesle inliyordu. Ve en sonunda kökünü buldum. O anda Beyza sırtıma
tırnaklarını geçirmiş, bacaklarını belime
dolamış, beni kendine çekiyor ve hareket etmemi engelliyordu. İçinde
biraz bekledikten sonra alışmış olmalı ki
gevşedi. Yavaş yavaş içinden çıkmaya başladım ve
tekrardan girdim. Alıştıra alıştıra amını
sikmeye başladım. Beyza arada dirsekleriyle destek alarak kafasını
kaldırıp beni izliyor, bazen de dayanamayıp geri yatıyordu.
Dibine kökledikçe inlemeleri çığlıklara dönüşüyordu. Bacaklarını
omzuma aldım sikmeye devam ettim. Sertçe amına sokuyor ve ona
çığlık attırıp, çığlık
atışını izliyordum.
15 dakika kadar amını öyle siktikten
sonra içinden çıktım.
Beyza’yı yataktan kaldırdım ve önümde domalttım, çıkık
kalçaları daha da çıktı. Kalçalarını tutarak
yarrağımı yine amının deliğine dayadım. Yarrağıma
alışmıştı amı artık, bir hamlede kökledim. Beyza
yine bir çığlık attı. Ben yavaş yaavaş pompalamaya
başladım. Az sonra Beyza, “Daha sert, daha hızlı!” gibi
sözler söylüyordu. Ben tabii hemen hızlanmaya başladım. Sertçe
sikiyordum. Yarrağımı her köklediğimde kalçaları
sallanıyor ve dalgalanıyordu. Bir süre sonra Beyza titremeye
başladı ve Orgazm oldu.
Benim ise daha boşalmaya niyetim yoktu. Beyza’nın
amından çıktım ve yarrağımı ağzına
vererek yalatmaya başladım. Beyza yarrağımı yalarken ona
sordum, “Arkadan yaptın mı hiç?” diye. “Hayır, yapmadım!”
dedi. “Yapmak istermisin?” dedim. “Bilmem ki, acıyor diye duydum!” dedi. “Korkma
acımayacak, söz!” dedim. Önce götünü yalayacaktım, onun için Beyza’yı
sırt üstü yatırarak, bacaklarını açıp kendisine
doğru ittirdim. Nasıl yaladığımı görmesini
istedim. Bu pozisyonda göt deliği iyice meydana çıkmıştı.
Bir elimle amıyla oynarken, göt deliğini yalamaya başladım.
Beyza acayip zevk alıyor gibi görünüyordu.
Götünü bir süre yaladıktan sonra, Beyza’nın
pozisyonunu hiç bozmadan, yatağın başucuna uzandım, annesinin
kremlerinden birini kaptım ve kremi göt deliğine yedirmeye
başladım. Biraz da yarağımın başına sürdükten
sonra, yarrağımı göt deliğine dayadım. Azıcık
bastırmamla birlikte, yarrağımın başı rahatça götüne
girdi. Beyza’nın yüzü ekşiyince durdum ve “Acıdı mı?”
diye sordum. “Biraz acıdı!” dedi. “Dayanamayacaksan vaz geçelim
istersen?” dedim. “Hayır, devam et! Okuldaki kızlar alışınca
çok zevk verdiğini söylüyorlar! O orspular alıyorsa ben de
alırım!” dedi. “Peki!” dedim ve sertçe bastırarak kökünü buldum.
Ama o anda Beyza’dan öyle bir çığlık çıktı ki, hemen
elimi ağzına kapamak zorunda kaldım.
Elimle ağzını kapadığım
Beyza’nın kocaman açılmış gözlerine bakarak götüne sertçe pompalıyordum.
Beyza ısırınca elimi çektim, çekmemle birlikte de hayatımda
hiç bir kızdan kadından yemediğim küfürleri yedim. “Amına
koyduğumun ibnesi! Orospu çocuğu! Piç kurusu! Yavşak götveren...!”
diye, bildiği tüm küfür repertuarını sıralıyordu. Birden
tepem öyle bir attı ki, Beyza’nın saçını elime
doladığım gibi asılarak, “Sus anasını
siktiğimin orospusu!” dedim. Hem saçını çekiyordum, hem de
götüne sert sert pompalıyordum. Tutturduğum tempoyla Beyza’nın götünü
sikerken, klitorisiyle de oynuyordum. Çığlıklar,
iniltiler, ahlamalar, ohlamalar, küfürler ve Beyza’nın orgazmları birbirine
karışmıştı.
Yarım saat içinden çıkmadan götünü
siktim ve boşalacağımı anlayınca götünden
çıktım ve Beyza’nın baş ucuna doğru kayarak, yüzüne
boşaldım. Yarağımdan çıkan son damla dölden sonra
kendimi yatağa attım. Yorulmuştum. Beyza da bitmişti.
Biraz dinlenip, nefes alıp vermesi
düzelince, Beyza yüzündeki dölleri parmağıyla sıyırıp
ağzına götürüp yalamaya başladı. Parmağındaki
dölü her yaladıktan sonra, “Mmmmmh!” diyor ve sırıtıyordu. Herhalde
götünün acısı geçmiş olmalıydı, “Ne
sırıtıyorsun yine, hoşuna gitti galiba?” dediğimde, “Kaç
kez orgazm oldum hatırlamıyorum! Bu zamana kadar sikiştiklerimin
içinde en iyisi sendin. Harika sikiyorsun! Hem yarrağın büyük, hem de
erken boşalmıyorsun!” gibi sözler söyleyerek beni övüyordu.
İkimiz de terden
yapış yapıştık. Beyza’yı elinden tutup
kaldırdım, banyoya götürdüm, birlikte duş aldık. Banyodan
çıkınca biraz çıplak oturduk, öpüştük, elleştik.
Herşey okadar güzel ve zevkliydi ki, hiç eve gidesim gelmiyordu. Gerçi vakit
daha öğlendi ve annesi babası düğündeydi, ama ne olur ne olmaz, erkenden gelecekleri falan tutabilirdi. O
şekilde yakalanırsak hiç iyi olmazdı. Onun için giyinip,
istemeye istemeye evime gittim. Halen yorgunluk hissettiğim için, hemen kendimi
yatağıma atarak güzel bir uyku çektim.
Gece saat 21:00 gibi kalktım. Lavaboda yüzümü yıkarken kapı çaldı...
Gönderen Can Candar zaman: 14:02 5 yorum
Etiketler: komşu seks hikayeleri



